MiReKoc, ulusal ve uluslararası ağları motive etmek ve göç alanındaki araştırma kapasitesini güçlendirmek için bir dizi projeyi geliştirmekte ve projeye katılmaktadır. MiReKoc, çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından finanse edilen çeşitli ulusal ve uluslararası araştırma projelerinde ortak olmaktadır. MiReKoc, 2004-2010 döneminde, göçle ilgili konularda çalışan akademisyenlere hibeler sağladı ve toplam 500 000$ ‘lık toplam bütçeyle toplam 43 araştırma projesine destek verdi.

Tamamlanma yılına göre sıralanmıştır.

2016

Türkiye’de kamp dışında yaşayan Suriyeli mülteciler ve Türkiye’nin göç politikaları

Proje Yürütücüsü: Doğuş Şimşek

Fon Sağlayıcı: TÜBİTAK- BİDEB

Özet: Bu proje, Türkiye’de yaşayan Suriyelilere yönelik göç politikalarının geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Araştırma, Türkiye’nin politik sürecini, toplum yapısını ve Suriyeli mültecilerin yaşam koşullarını dikkate alarak, Suriyeli mültecilerin barınma, çalışma, sağlık ve eğitim gibi temel haklara erişimleri ve entegrasyon süreçleri konusunda stratejiler sunmayı da amaçlıyor. Araştırmanın bir diğer önemli hedefi de, toplumda Suriyeli sığınmacılara yönelik yabancı düşmanlığı ve önyargıları azaltacak etkili çözümler önermektir.
2014- 2016 yılları arasında yürütülen proje kapsamında, İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, Kilis, Hatay, Şanlıurfa ve Mardin’de toplam 200 Suriyeli mülteci ve 100 yerel halk ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Her şehirden toplam 20 ile 25 arası Suriyeli mülteci ve 10 ile 15 arası yerel halk ile görüşülmüştür.
Elde edilen verilerin analizinden çıkan en önemli bulgu, Suriyeli mültecilerin ulusaşırı ekonomik ve sosyo-kültürel aktiviteleri entegrasyon süreçlerini hızlandırıyor. Türkiye’deki Suriyeliler belirsiz yasal statüleri, üçüncü ülkelere yerleştirilme süreçlerinin uzaması, durdurulması, yürürlükte belirtilen haklara erişimin uygulanmasında yaşanan sıkıntılar, sosyal güvencesizlik, uzun çalışma saatleri, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimin sınırlı ve zor olması, gündelik hayatta maruz kaldıkları ayrımcılık ve ırkçılık nedeniyle Türkiye’de yaşamlarını devam ettirmekte zorlanıyorlar. Suriyeli mültecilerin büyük bir kısmı, Türkiye’de sahip olmadıkları statüye Avrupa’da sahip olmak ve yaşanabilecek bir hayat kurmak için Avrupa’ya gitmek istediklerini söylerken, bazıları ise Türkiye’yi kültürel olarak kendilerine daha yakın hissettikleri için kalıcı oturum sahibi olmaları halinde Avrupa’ya gitmek istemediklerini dile getirdiler.

2015

Afrikalı Kadın Göçmenlerin Dayanışması için Öğrenme: Doğu Akdeniz Bölgesi'ndeki Afrikalı Kadın Göçmenler için Yardım Masaları (LeFAMSol)

Araştırmacılar: Ahmet İçduygu, Meriç Çağlar, Seçil Paçacı Elitok, Damla B. Aksel, Ayşem Biriz Karaçay

Fon sağlayıcı: Avrupa Komisyonu

Özet: Avrupa Komisyonu Eğitim ve Kültür Genel Müdürlüğü’nün Eğitim, Görsel-İşitsel ve Kültür Yürütme Ajansı tarafından desteklenen, Kasım 2013’de başlayarak iki yıl sürecek olan LeFAMSol projesi (No: 539979-LLP-1-2013-1-GR-GRUNDTVIG-GMP) kültürel aracılık ve akran eğitimi çalışmalarıyla ulaşılması zor yetişkin gruplarına yönelik bir öğrenim programı geliştirmeyi amaçlamaktadır. Proje Afrikalı Göçmen Kadın Grupları’na ulaşarak bir insan kaynağı havuzu yaratmayı ve toplumsal cinsiyet/etnik köken çerçevesinde faaliyet gösterebilecek “Kişisel-Yardım Masaları” oluşturmayı hedeflemektedir.

Proje, bu hedef kitleye odaklanarak, Türkiye’den Yunanistan’a, İtalya’ya ve dolayısıyla diğer Schengen bölgesi ülkelerine transit geçiş yapan belirli göçmen grupların ulus aşırı zorluklarını ortaya çıkarmıştır. Böylece, ulusal ve uluslararası göç rejimleri arasındaki karşılıklı ilişki incelenmiş ve insan ticareti gibi çapraz temaları ve ırkçı şiddet gibi bağlamsal olarak sınırlandırılmış konuları keşfetmiştir. Amaç, maliyet-etkinliği olan ve dolayısıyla sosyoekonomik bağlama cevap veren LLL metodolojileri ile bu zorlukları gidermektir.

LeFAMSol, uygulayıcı ve aktivist deneyimleri pedagoji, antropoloji, toplumsal cinsiyet ve göç alanlarında resmi akademik uzmanlık ile birleştiren benzersiz bir Avrupa bilgi kümesi olarak tanımlanabilir. Program, İtalya ve İsviçre’den Yunanistan ve Türkiye’ye kültürel arabuluculuktan pedagojik bilgi aktarımına ve Yunanistan’dan tüm ortaklara “sokak işi” deneyimi ve dışa açılma planlarını gerçekleştirmektedir.

Başlangıçta, ortaklar kendi farklı ağlarını bütünleştirir ve müfredatta olası paydaşlarla temas kurmaya başlarlar. Yönetim yapıları ve sivil kuruluşlar da dahil olmak üzere sosyal partnerler, daha sonra, açık mülakatlardan odak gruplarına kadar ilerleyen bir istişare süreci içine girerler. Bu etkileşim müfredatta, değerlendirmede ve sömürme/yayma sürecinde oluşturulur ve böylece meşgul olan herkese bir mülkiyet hissi uyandırır. Bu da LeFAMSol’un sürdürülebilirliğinin anahtarıdır.

LeFAMSol Türkiye Direktörlüğü: Türkiye Yönetimi, Türkiye’deki Kadın Afrika Göçmenleri ile ilgili devlet kurumlarını ve sivil toplum örgütlerini içermektedir. Yonetime bu linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.

LeFAMSol Facebook Grupları ve Sayfaları:

Partnerler: University of Peloponnese – Greece, Institute for Professional Qualification and Requalification (ECAP) – İtalya, Aids Coalition to Unleash Power ΔΡΑΣΕ HELLAS (ACT UP ΔΡΑΣΕ HELLAS) – Yunanistan, Migration Research Center at Koç University (MiReKoc) – Türkiye, University of Florence, Centre for the Advancement of Research & Development in Educational Technology – Kıbrıs, Institute for International Relations (IDIS) – Yunanistan

Websitesi 

LeFAMSol web sitesinde, “Haritalar” başlığı altında, Yunanistan, İtalya ve Türkiye’de Kadın Afrika Göçmenleri için mevcut organizasyonlara ve hizmetlere  erişilebilir. Türkiye bölümü, “Bildiriler”, “Destek”, “Sağlık” ve “Sığınma evi” olmak üzere üç grup halinde listelenmiştir.

Göçmen Kaçakçılığı: Üçüncü Ülkelerin Karakterleri, Yanıtları ve Üçüncü Ülkelerle İşbirliği

Araştırmacılar: Ahmet İçduygu, Ayşem Biriz Karaçay, Damla B. Aksel

Fon sağlayıcı: Avrupa Komisyonu

Özet: Göçmen kaçakçılığına karşı mücadele AB düzeyinde öncelikli bir siyasi mesele haline getirilmesine rağmen, dağınık, eksik, ve az araştırma yapılmış bir araştırma alanı olarak kalmaya devam ediyor. Bugüne kadar, göçmen kaçakçılığına karşı uygulanan mevcut politikaların sistematik olarak gözden geçirilmesi veya değerlendirilmesi yapılmamıştır.

Göçmen kaçakçılığının birçok biçimi (geçici kaçakçılık hizmetleri, belgelerin yanlış kullanımı ya da kötüye kullanımı yoluyla göçmen kaçakçılığı, sahne kaçakçılığı öncesi hazırlık aşamasında) alabildiği ve ilgili aktörlerin önemli ölçüde değişebileceği kabul edilmektedir (örneğin, koordinatörler, işe alım görevlileri, taşıyıcılar, uygulayıcılar, tedarikçiler). Dahası, genellikle resmi politika ve operasyonel önlemlere tepki olarak kaçakçılar tarafından kullanılan güzergahlar ve taktikler hızla değişebilir. Şu andaki olgunun özelliklerini hem de AB düzeyinde ve AB dışı ülkelerde bu bilgi düzeyini ele alabilmek için mevcut kurumsal düzenlemeleri ve kaçakçılıkla mücadelede birlikte nasıl birlikte çalıştıklarını mevcut politika ve programları incelemek gerekmektedir.

Araştırmanın genel amacı, göçmen kaçakçılığı Avrupa alanındaki uluslararası gelişmeleri ve yapıları ve hükümetler arası bilgi alışverişini kolaylaştıracak mevcut yolları belirlemek ve bunları özetlemek ve işbirliği girişimlerinin geliştirilmesini ve uygulanmasını desteklemektir.

Daha spesifik olarak, çalışmanın öncelikli yapmak istedikleri: seçilen AB Üye Devletleri ve seçilen üçüncü ülkeler tarafından uygulanan politikalar, programlar ve operasyonel cevapların listelenmesi ve analizi; göçmen kaçakçılığına karşı mücadele etmek ve göçmen kaçakçılığını önlemek, olgunun ölçeğini, eğilimleri ve kalıpları karşılaştırılması için olgunun özelliklerini haritalandırmak. Bunun sonucunda, göç alan kişilerin Avrupa’ya kaçakçılığın yaşandığı Avrupa’nın seçilmiş bölgelerindeki uygulamaların karşılaştırmalı değerlendirmelerine ve veri toplama ve vaka analizi sonuçlarına dayanan sonuçlara ulaşabiliriz.

Partnerler: Matrix Insight, European Council on Refugee and Exiles (ECRE), International Centre for Migration Policy Development (ICMPD)

Websitesi

2014

Rusya-Türkiye Göç Sistemi: Göç Akımlarını Ölçmek ve Tahmin Etmek

Araştırmacılar: Ahmet İçduygu, Ayşem Biriz Karaçay, Zeynep Gülru Göker, Tuğçe Demir

Fon sağlayıcısı: TÜBİTAK 2532 Programı

Özet: Rusya-Türkiye Göç Sistemi: Göç Akımlarını Ölçmek ve Tahmin Etmek” isimli TUBITAK 2532 Program Projesi, Türkiye ve Rusya arasındaki çeşitli nüfus hareketlerini  “göç sistemi kuramı” yoluyla incelerken, bu nüfus hareketleri üzerine yapılmış çalışmalara katkı sağlamayı hedeflemektedir. Göç sistemi kuramı, göç hareketlerini birbiriyle etkileşim halinde olan makro, mikro ve orta ölçekteki yapılar olarak ele almaktadır. Makro yapılarla, göç veren ve alan ülkeler ölçeğinde kurumsal faktörler, mikro yapılar ile göçmenler kastedilmektedir. Orta ölçekteki yapılar ise, bu iki seviyeyi birbirine bağlayan –iş ve işçi bulma kurumları gibi- aracı mekanizmalara işaret etmektedir. Bu bağlamda, bu teorik çerçeve Türkiye ve Rusya arasındaki göç süreçlerine dâhil olan bütün aktörlerin, dinamik bir şekilde değerlendirilmesini sağlayacaktır. Mayıs 2012’de başlayan proje toplamda 18 ay sürecektir.

Türkiye'deki Göçmenlerin Vatandaş Olma Eğilimleri: Algılar ve Deneyimler

Araştırmacılar: Ahmet İçduygu, Nalan Soyarık, Deniz Karcı Korfalı, Ceren Çoban

Fon sağlayıcı: TÜBİTAK 1001 Programı

Özet: “Türkiye’deki Göçmenlerin Vatandaş Olma Eğilimleri: Algılar ve Deneyimler” adlı proje TUBİTAK 1001 Programı kapsamında fonlanmaktadır. Kasım 2012’de başlayan projede Türkiye’de 1980 sonrasında farklılaşan göçmen gruplarına ve göç türlerine odaklanılarak göçmenlerin vatandaşlıkla ilgili benzeşen ve ayrışan pratiklerinin ve “entegrasyon” süreçlerinin ortaya konması hedeflenmektedir. Bu amaçla, ikincil kaynaklar ve mevzuat incelenecek, -sonradan Türk vatandaşlığı kazananlar dahil olmak üzere- farklı göçmen gruplarıyla odak grup görüşmeleri yapılacak ve beş ilde anket çalışması yürütülecektir. Çalışmanın temel vurgusu “vatandaşlık pratikleri” olmakla beraber, göçmenlerin ülkeye girişinden itibaren yaşadıkları “göç deneyimleri” ve “entegrasyon” süreçleri karşılaştırmalı bir bakış açısından ele alınacaktır. Bu noktada, göçmenlerin Türkiye’ye yerleşme ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı elde etme süreçlerini anlamak için, i) vatandaşlık kurumunun göçmenler tarafından nasıl algılandığı, ii) göçmenlerin ülkeye uyum ve vatandaşlık açısından istek ve niyetleri, iii) ikamet, çalışma izni, Türk vatandaşlığına başvurma gibi vatandaşlık pratiklerini nasıl deneyimledikleri, iv) “entegrasyon” kavramının ülkedeki göçmen gruplar için ne anlama geldiği ve v)Türkiye bağlamında bu kavramın geçerliliği araştırılacaktır. Bu çalışma, şu iki noktada bir ilki gerçekleştirmektedir: Birincisi, Türkiye bağlamında çeşitlenen yeni göç hareketlerine odaklanarak, göç ve vatandaşlık konularını bütüncül bir bakış açısıyla incelemesi; ikincisi ise metodolojik olarak analizin birey odaklı ampirik verilere dayanması. Çalışmanın ampirik ve kuramsal katkısının yanı sıra, göçmenlerin ülkeye girişlerinden itibaren karşılaştıkları pratik sorunlar ele alınacak, politika üretme süreçlerine yönelik çözüm önerileri tartışılacaktır.

2013

EUMAGINE (Avrupa'nın Dışarıdan Hayal Edilmesi)

Araştırmacılar: Ahmet İçduygu, Deniz Sert, Ayşen Üstübici, Deniz Karcı Korfalı

Fon sağlayıcı: European Union 7th Framework for Research

Özet: EUMAGINE, “Avrupa’nın Dışarıdan Hayal Edilmesi” projesi, insan hakları ve demokrasi algısının uluslararası ölçekte göç etme istek ve kararlarındaki rolünü Avrupa merkezli olmayan bir şekilde incelemeyi hedeflemektedir. Avrupa ülkelerindeki demokrasi ve insan haklarının Avrupa dışında nasıl görüldüğü incelenirken, ABD, Rusya, Kanada ve Avustralya ile karşılaştırıldığında Avrupa’nın göç edenler tarafından daha fazla tercih edilmesinin sebepleri üzerinde durulacaktır. Projenin temelindeki düşünce, insan hakları ve demokrasi söylemlerinin köken ve transit ülkelerde bireysel algılara etkide bulunduğu ve bu etkinin göç etme isteği ve kararları üzerinde yönlendirici rol oynamasıdır. Bu sonuçlara erişebilmek için, EUMAGINE Projesi, dört göç veren ve transit göç ülkesini (Fas, Senegal, Türkiye, Ukrayna) incelemektedir. Araştırma, ikili coğrafi takımlar tarafından yürütülmektedir. Disiplinler-arası bir yaklaşım ile, anket, derinlemesine görüşme ve gözlem içeren karma bir yöntem benimsenmiştir. Projede vaka çalışmalarının yanında uluslararası göç veren çeşitli ülkeler, bu ülkelerin içinde belli bölgeler, değişik türde göç tarzları ve göç konusunda etkili söylemler karşılaştırılacaktır.

Partnerler: Universiteit Antwerpen (Belçika, Koordinatör), University of Oxford (İngiltere), International Peace Research Institute, Oslo (Norveç), Mohamed V University (Fas), The Sociological Research Institute (Ukrayna), Université Cheikh Anta Diop de Dakar (Senegal)

Websitesi

Dini Kimlik Sınırları: New York ve New Jersey'de Türk Göçmenler

Araştırmacı: Zeynep Selen Artan Bayran

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Bu çalışma, sınıf, eğitim düzeyi ve dindarlık açısından çok çeşitlilik gösteren birinci nesil Türk göçmenler arasında etnik ve dini kimlik oluşum süreçlerini araştırmayı amaçlamaktadır. Diğer bir deyişle, bu insanlar, Amerika Birleşik Devletler gibi bir Yahudi-Hristiyan topluluğuna göç ettikten sonra, etnik ve dini kimliklerini yeniden yapılandırıp müzakere etmek ve hem gayrimüslim Amerikalılarla hem de Türk olmayan Müslüman gruplar olan etkileşimleri sırasında ne tür sınırlar çizdiklerini anlamaya çalışmaktadır. Ayrıca, 11 Eylül saldırılarından önce bile İslam’a karşı son derecede ön yargılı olan ve o günden beri Müslüman kimliğinden artan bir ivmeyle şüphelenen bir toplumdaki göçmenlerin deneyimlerini anlamayı  anlamayı amaçlıyor. Bu araştırma, laik Türklerin ve dindar Türklerin (özellikle de hicaplı kadınlar) gayri-Müslim olmadığı halde farklı din seviyelerinin göçmenlerin deneyimlerini ne derecede etkilediğini inceleyecektir. Bu çalışma,  İslam’ın damgaladığı post-9/11 çevredeki Türk-Müslüman deneyimleri hakkında önemli sorularla etnik ve dini sınır oluşturma süreçlerine antropolojik bir çerçeveden yaklaşarak antropolojik kimlik, sınır çizme, damgalanma ve göç anlayışına katkıda bulunacaktır.

Türkiye'den Toronto'ya ve Londra, Ontario, Kanada'ya Göç Edenlerin İşgücü Piyasası Entegrasyonu

Araştırmacı: Güliz Akkaymak

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Bu çalışma, Türkiye’den Toronto’ya ve Londra, Ontario’ya göç edenlerin işgücü piyasasına entegrasyonunu incelemektedir. Avrupa’da Türk göçmenlerin entegrasyonu ile ilgili bir dizi çalışma mevcut olsa da, Kanada’daki işgücü piyasasına entegrasyonu yetersizdir. Bu çalışmanın ana katkısı olacaktır. Kanada’daki göçmenlerin işgücü piyasasına entegrasyonu hakkında geniş bir literatür bulunmaktadır. Bu araştırmanın büyük kısmı, göçmenlerin Kanada doğumlura oranla gelir ve işgücü piyasasına katılım oranında daha iyi performans göstermeleri bakımından işgücü piyasası entegrasyonunu değerlendirmektedir. Ayrıca, göçmenlerin işgücü piyasasına entegrasyonu üzerine yapılan araştırmaların çoğunluğu, Çin ve Hindistan’dan gelen göçmenler gibi daha büyük göçmen gruplara odaklanmaktadır. Literatür, göçmenlerin ekonomik entegrasyonunun iş gücü piyasasındaki bölümlerine göre nasıl değiştiğine ve göçmenlerin ekonomik entegrasyonu nasıl algıladıklarına dair eksiktir. Bu boşlukları doldurmak için, bu çalışma öncelikle beyaz yakalı Türk göçmenlerin deneyimlerini mavi ve pembe yakalıların (hizmet sektörü) işleri ile karşılaştıracaktır. İkincisi, genel olarak ekonomik entegrasyon literatürü, yabancı tecrübelerin devalüasyonu gibi göçmenlerin karşılaştığı engelleri tartışıyor ancak göçmenlerin iş yeri deneyimlerini gözden kaçırıyor. Bu boşluğu doldurmak için, bu çalışma, Türk göçmenlerin ekonomik entegrasyon süreçleri ve işyeri deneyimleri hakkındaki algılarını (ör., Işçi-işveren ilişkileri) araştıracaktır. Bu çalışmanın literatüre bir başka katkısı, yerleşim kentinin göçmenlerin ekonomik entegrasyonu üzerindeki etkisinin analizi olacaktır. Toronto, Vancouver ve Montréal’daki yüksek hacimli araştırmaya rağmen, diğer şehir merkezlerinde ve küçük şehirlerdeki göçmenlerin deneyimleri pek fazla ele alınmamıştır (Di Biase & Bauder, 2005). Bununla birlikte, bölgesel işgücü piyasasının özellikleri, göçmenlerin ne tür bir işte bulunacaklarını şekillendiren faktörlerdir. Bu araştırma, Toronto ve Londra’daki göçmenler arasında karşılaştırma yapmak suretiyle coğrafyanın Türk göçmenlerin işgücü piyasasına entegrasyonu üzerindeki etkisini araştıracaktır. Özetlemek gerekirse, bu çalışmanın amacı, sosyal ağ oluşumunun önemini ve daha küçük göçmen gruplarının ekonomik entegrasyonu için bakımını incelemek, Türkiye’den Londra ve Toronto’ya göç edenlerin işgücü piyasası entegrasyonu ve işyeri deneyimlerini anlamak ve Türk göçmenlerin entegrasyon süreçleri açısından Kanada işgücü piyasasına mesleğe dayalı karşılaştırması ve farklı coğrafyaların Türk göçmenlerin ekonomik entegrasyon sürecine etkisinin araştırılmasıdır.

2012

TTCN Projesi (Treatment of Third Country Nationals at the EU’s External Borders)

Araştırmacılar: Ahmet İçduygu, Ayşem Biriz Karaçay

Fon sağlayıcı: European Union Agency for Fundamental Rights

Özet: Projenin genel amacı,  üçüncü ülke vatandaşlarının Avrupa Birliği sınırları dışında ne tür bir idari ve hukuki süreçlerden geçtiğini temel insan hakları ışığında irdelemektir. Bu çerçevede proje konuyla ilgili iki alana odaklanmıştır: Üçüncü ülke vatandaşlarının Avrupa Birliği’nin güney deniz sınırında (1) ve araştırma sırasında belirlenecek çeşitli sınır geçiş noktalarında (2) ne tür idari ve hukuki süreçlerden geçtikleri ve bu uygulamalarını temel insan hakları ışığında irdelenmesini temel almaktadır. Tematik olarak, sadece sivil hakları değil aynı zamanda gıda, su veya acil sağlık bakımına erişim gibi ilgili sosyal hakları da kapsamıştır.

Sınır muhafızlarını korumaya yönelik pratik öneriler, gözden geçirilmiş kanıtlara ve belgelenmiş iyi uygulamalara dayanılarak bu projenin bir başka amacı olmuştur. Böylelikle, FRA, görevlerini yerine getirirken ciddi ve zor bir nitelik taşıyan temel hak ihlalleriyle yüz yüze olan sınır muhafızlarını desteklemeyi amaçlamaktadır.

Birincil bilgi, örneğin göçmenler, sınır kontrolünden sorumlu makamlar, kurtarma koordinasyon merkezleri ve balıkçılar gibi bilgilendirilmiş kişiler gibi farklı aktörlerden toplandı. Bu sosyal araştırma bulgularını tamamlamak için proje, içtihat hukuku da dahil olmak üzere ilgili ulusal yasal çerçeveyi gözden geçirdi. Buna ek olarak, ulusal sınır akademileri eğitim müfredatlarının, sınır muhafızlarını, iş yerinde karşılaşma olasılığı bulunan temel hak ihlallerine karşı yeterli hazırlıklı olup olmadığı araştırıldı. Yerel basının gözden geçirilmesi, denizde ölü olarak bildirilen göçmen sayısıyla ilgili bilgiler de dahil olmak üzere belirli sınır bölgelerini hangi temel hak meydan okumalarının türden etkilediğini tespit etmede yardımcı oldu.

Alan araştırması, Güney Avrupa’daki beş AB üyesi ülkede gerçekleştirildi. Araştırmanın bulgularına dayanarak, denizde müdahale ve/veya kurtarma sırasında ve sonrasında göçmenlerin temel hakları hakkında karşılaştırmalı bir rapor yayınlandı.

Partnerler: FRANet

Websitesi

Kafkasya'ya Göçü Getirin: Adige-Abhaz Diasporası, Uluslarötesilik ve Dönüş Sonrası Yaşam

Araştırmacı: Jade Cemre Erciyes

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Bu çalışma, özellikle Adige Cumhuriyeti (Rusya Federasyonu) ve Abhazya (tartışmalı bağımsızlığı olan bir devlet) için Kafkasya’ya dönüş göçünün belirli yönlerini incelemeyi amaçlıyor. Cevaplamayı düşündüğüm çift-merkezli araştırma sorusu: Kafkasya’ya geri dönüş kararına yol açan dinamikler nelerdir, bu dinamiklerin ve göç projelerinin ve geri dönenlerin hayatları üzerindeki  etkileri nelerdir? Bu çifte soru, daha geniş bir teorik boşluk içinde belirlenmiştir. Diaspora, dönüş ve dönüş göçü terimlerinin sınırlamalarını ve melez kavramsallaştırılmasını anlamak için çalışmam, bireylerin bilinçli seçimine dayanan ancak ulusal sınırların ötesinde çok sayıda toplum, yerleşim ve yerleşim yeri ile daha geniş bağlantıları mevcut teorileri birleştirip diasporalara, dönüş göçüne ve ulusötesiçiliğe odaklanarak belirli bir bölgesel bağlamda bir sosyal fenomenin kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını amaçlıyor.

Ermenistan'da Anne Tüketimi: Yoksulluk ve Ermenistan'dan Türkiye'ye Göçün Feminizasyonu

Araştırmacı: Armağan Teke

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Proje, Türkiye’de Ermeni ev bakım görevlileri arasında cinsiyete dayalı tecrübelerin üretilmesi üzerine odaklanmıştır. Ermenistan’dan Türkiye’ye göç üzerine yoğunlaşan araştırmalar şu ana kadar iki geniş sonuç üzerinde anlaşmaya varmıştır. Öncelikle, 1988 depreminin yıkıcı etkilerine ek olarak piyasa odaklı ekonomi politikalarının ortaya çıkmasından kaynaklanan mutlak yoksulluğun giderek artan göç hacminin arkasındaki itici güç haline geldiği kabul edilmektedir. İkincisi, ekonomik nüfuz Ermeni toplumunun bütününü mahvetmesine rağmen, ‘uyum’ masrafları erkeklerle kadınlar arasında eşit bir şekilde karşılanmamıştır. Öncelikle, ev işlerinde çalışanlar olarak Türk işgücü piyasasına asılma sorumluluğunu üstlenen ve şimdi Ermenistan’daki ailelere yapılan para havzaları desteği veren kadınlardır, erkekler değildir. Bu iki sonuç tartışmasız kalırken ve önemli kanıtlarla desteklense de, literatür bu yoksulluğun neden erkeklerden ziyade kadınları yönlendirdiğini sorgulamaya yönelik herhangi bir girişimde bulunmamıştır. Hipotezim, Ermenistan’da yoksulluğun toplumsal cinsiyet temelli oluşturulmasının, kadın emekçi arzını Türk işgücü piyasasında yapılandırmada önemli bir rol oynadığı yönündedir. Bu da, Türkiye’de kayıt dışı işgücü piyasasında mesleki ve toplumsal cinsiyet ayrımına, yani birincil göçmen olarak kadınların ortaya çıkmasına ve evde bakım sektöründe kayıt dışılığın yaygınlaşmasına yol açmaktadır. Bu nedenle, bu proje, Ermenistan’da yaşanan yoksulluk deneyiminde toplumsal cinsiyet sorumlulukların hangi biçimlerine kazandırıldığını incelemeyi önermektedir. Yoksulluğun koşullarına cevap verme sorumluluğu erkeklerden ziyade kadınlara aittir ve tüm bu güçlerin nihai olarak Türkiye’deki göçmen evde bakım çalışmalarının yaygın olgusunu üretmek için nasıl birleştiklerini araştırmayı önermektedir. Bu soruları cevaplamak için Ermenistan’da veri toplanması esastır.

2011

TRANS-NET

Araştırmacılar: Ahmet İçduygu, Deniz Sert

Fon sağlayıcı:  Avrupa Komisyonu’nun Sosyo-ekonomik Bilimler ve İnsan Konulu Bilimler Altında DG-Araştırması (FP7)

Özet: Projenin amacı ulus ötesi milliyetçiliğin karmaşık süresini açıklamak ve karşılaştırmaktır. Aşağıda belirtilen ulus ötesi milliyetçilik alanları sınır geçiş ilişkilerini analiz etmek için seçilmiştir: Estonya/Finlandiya, Hindistan/İngiltere, Fas/Fransa ve Türkiye/Almanya. Temel olarak ulus ötesi ağlar, siyasal, ekonomik ve sosyo-kültürel aktivitelere odaklanılmıştır. Bunun yanı sıra, güçlendirme/ yetkilendirme konusu büyük önem taşımıştır. Araştırma verileri, dokümanların içerik analizi ve katılan her ülkede belli sayıda kişilerle yapılmış olan yarı yapılandırılmış görüşmelerden oluşmuştur. 1.3.2008-28.2.2011 tarihleri arasında tamamlanan Proje (No 217226) Tampere Üniversitesi, Finlandiya tarafından koordine edilmiştir ve proje direktörlüğünü ise Profesör Pirkko Pitkänen yürütmüştür.

Partnerler: University of Tampere (Finlandiya), Tallinn University (Estonya), University of Paris 8 (Fransa), University of Bielefeld (Almanya), Centre for Development Studies (Hindistan), University Moulay Ismail (Fas), University of Sussex (İngiltere)

Websitesi

Anavatan Politikası ve Almanya ve Fransa'daki Türk Göçmen Gruplarının Politik Bütünleşmesi

Araştırmacı: Evren Yalaz

Fon sağlayıcı: MiReKoc

İstanbul İşyerlerinde Kürt Göçmen İşçiler Arasında Kürtçe Dil Kullanım Sıklığını Değiştiren Bir Değişken Olarak İş Görünürlüğü

Araştırmacı: Anne Schluter

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Bu çalışma, bireylerin kendi dil özgürlüklerine ilişkin algılarını inceleyecektir: Kürt göçmenlerin İstanbul’daki iş yerindeki dil uygulamalarını ve bu uygulamaların nedenlerini analiz edecektir. Bir pilot çalışmadan çıkan gözlemler araştırma sorusunu bilgilendirir. Pilot çalışma, Kürt göçmenlerin hem genel bağlamlarda hem de çalışma alanlarında kendi dillerine yönelik tutumlarını ele alır. Sonuçlar, Türkçe’nin işe uygun dil olarak algılandığına ve Kürtçe-Kürtçe yapılan iş yerindeki etkileşimlerde işle ilgili olarak yaygın kullanımını işaret etmektedir. Bu sonuçların analizinde ilave bir tema ortaya çıkmıştır: iş görünürlüğü. Kürt işçiler, müşterilerin kulak misafiri olma ihtimali olmadığında Kürt meslektaşlarıyla daha sık Kürtçe kullandıklarını belirtmişlerdir. Dolayısıyla, bu çalışma, mesleki görünürlük konusunu doğrudan ele alacaktır. Soruyu analiz etmek için karışık yöntemlerle bir yaklaşım kullanacak: Güneydoğu Anadolu’dan gelen yüksek görünürlükteki iş yerinde yaşayan Kürt işçiler,düşük görünürlükteki işlerde Kürt meslektaşlarına benzer ücretle çalışan Kürt olmayan meslektaşlarından daha fazla mı Kürtçe kullanıyorlar? Sonuçlar Kürt göçmenlerin dilsel özgürlükleri algısı tartışmalarına katkıda bulunacaktır.

Göçmen Entegrasyonu, Neoliberal Yönetimsel ve Kentsel Yeniden Yapılandırma: Ankara ve İstanbul Örnekleri

Araştırmacı: Tahire Erman

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Bu proje göçmen nüfusların ve bunların mekânlarının, göçmen mahallelerin sosyal ve fiziksel olarak iyileştirilmesini getiren yatırım ve kâr odaklı faaliyetler için kentsel alanı cazip hale getirme baskısı altında şehirlerin yeniden yapılandırıldığı bir bağlamda karşılaştırmalı bir çalışmadır. Yerel yönetimlerin kentsel kira endişelerini, yerel projelerde yerli halkın karar alma süreçlerine katılım endişeleriyle birlikte, günümüzün kent yönetimini şekillendiren çelişkili güçler olarak ortaya çıkmaktadır. Yerel yönetimlerin göçmen nüfusun entegrasyonu konusundaki politik kaygıları devam etmekte ve yerel yönetimler geçmişte göçmen mahallelere göz yummaktayken geçtiğimiz yıllarda göçmen alanlarına müdahale etmeye başlamışlardır. Daha da önemlisi, STK’lar göçmenlerin entegrasyonunda aktif roller almaya başlamışlardır. Bu nedenle proje göçmenlerin yönetilmesi, kentsel yeniden yapılanma ve göçmen entegrasyonundan oluşan üçlü bir denkleme dayanmaktadır. Proje, yerel yönetimlerin ve STK’ların göçmenler, konutlar ve mahalleleri ile ilgili  söylemlerini, uygulamalarını ve politikalarını ve göçmenlerin barınma ortamlarıyla, yerel hükümetle ve STK’ların psikolojik, sosyal ve ekonomik ilişkileri konusunda göçmenlerle deneyimlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Projenin başlıca katkıları, hem Türk hem de Avusturya örneklerinin (özellikle Ankara ve Viyana) karşılaştırmaları sonucunda hem yeni bilimsel bilgi (hem teorik hem de ampirik veriler) üretmek ve göçmenlerin yeni hayatlarında hayatlarını ve belediye yetkilileri ile olan ilişkilerini iyileştirecek politikalar önermektedir. Araştırma, neoliberal kentsel yeniden yapılanma, kent ‘yenilenmesi’ ve kentsel yönetim ile yer-kimliği, yer-takma ve aidiyet üzerine literatürüne odaklanmaktadır. Göçmenlerle birlikte belediye yetkilileri ve STK temsilcileri ile birlikte derinlemesine görüşmeler (niteliksel) ve anketler (niceliksel) yapılacaktır.

Londra'da Düzenlenen Amatör Futbol ve Türkçe Konuşan Göçmenler: Göçmen Kimlikler ve Entegrasyon

Araştırmacı: Kadir Onur Unutulmaz

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Önerilen araştırma, ciddi bir şekilde az araştırılmış bir göçmen grubu, Londra’daki Türkçe konuşan göçmenlerin kimliklerini ve kültürel entegrasyon süreçlerini, futbol çevresinde sosyal çevreyi örnek olay alarak kullanarak analiz etmeyi amaçlıyor. Bu araştırmadaki kimlik (çeşitli biçimlerde), sosyal olarak yapılandırılmış ve göreceli olarak alınmıştır (Harre 1993, Gergen 1991), birleşik ve gerekli olarak değil. Bu durumda, “gerçek kimlik” yerine bu tür “kimliklerin” araştırılması, kişilerin günlük hayatlarında “benliğin” “nasıl” sunulduğunu gözlemleyebilecekleri belirli sosyal çevreler üzerine odaklanmayı gerektirir (Goffman, 1959). Bununla birlikte, merkezi bir tema olarak futbol seçimi keyfi değildir. Hem etnik köken, hem de din gibi diğer kimlik formlarıyla etkileşime giren bir kimlik kaynağı olduğu için seçilir ve bize, belirli bağlamlarda, farklı seviyelerden çok kimliklerin oynandığı, sunulduğu, müzakereli ve tartışılan karmaşık bir toplumsal ilişkiler seti sunar. Bu araştırma boyunca ele alınması gereken iki önemli araştırma sorusu vardır: Birincisi, yukarıda belirtilen şeyi tekrarlamak için kimliklerle ilgilidir. etnik kimlikler açıkça nasıl ifade edilmiş ve sunulmuştur; örneğin, futbol maçı boyunca Türk veya Kürt olmak ne anlama gelir; bir İngiliz takıma karşı oynarken kendilerini milli kimlik mercekleri aracılığıyla Türk, göçmen veya Müslüman olarak görüyor musunuz? İkincisi, düzenlenen amatör futbol maçları, ​​Londra’daki Türkçe konuşan göçmenlerin ‘entegrasyonu’ konusunda ne gibi etkilere sahip? Daha genel olarak, etnik spor kulüplerine aktif katılım ve göçmenlerin entegrasyonu arasında doğrudan bir nedensel bağlantı var mıdır? Bu iki ana sorunun etrafındaki birçok konuyu ele alarak, (i) istatistikte ve literatürde gerçekte giderek daha görünür, ancak görünmez olan, göçmen bir grup hakkında bilgi üretmek; (ii) göçmen kimlikleriyle ilgili literatüre katkıda bulunmak ve bunu belirli sosyal çevrenin etrafında incelemek; (iii) sadece göçmen entegrasyonu üzerine amatör futbolun etkilerini değerlendirmekle kalmayıp, aynı zamanda ‘aidiyet duygusu’ gibi öznel ve duyarlı kavramları araştırmak için bir etnografik epistemolojiyi önermek yoluyla entegrasyon literatürüne orjinal katkıda bulunmak ve son olarak (iv), büyük şehirlerde yerel entegrasyon politikalarının bir parçası olarak amatör sporların nasıl kullanılabileceği ile ilgili politika önerilerini ortaya koymak. Soruları ele almak ve yukarıda tanımlanan katkıları yapmak için bu araştırma, Kuzey Londra’da gerçekleştirilecek 12 aylık bir etnografik saha çalışmasına dayandırılacaktır.  Sosyal bilimler boyunca etnografik yöntemlere ve göç, deneyim ve kimliklerin anlaşılmasına ilişkin sözlü tarihlere (Brah et al.. 1999, Castles et al. 2002) ilişkin önemli döneme paralel olarak, bu araştırma, yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yoluyla katılımcı gözlemin sözlü geçmişlerle ve toplanan subjektif anlatılarla birleştirilmesini sağlayacaktır.

Türkiye'den Almanya'ya Evlilik Göçü - Boylamsal ve İkili Öğeli Perspektiften Kalitatif Araştırma

Araştırmacı: Can Aybek

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Alman Göç Yasası, vatandaşlık temelinde bir sınıflandırmanın ötesine geçen bir ayrım yapmaz ve vize almak zorunda kalan herkesin, mevzuattan eşit olarak etkileneceğini öngörür. Bununla birlikte, ilgili göçmen gruplar arasında ve içinde bulunan mevcut ön koşulların, deneyimin ve menfaatlerin bir bütünlüğü söz konusudur. Ancak bu ne derece doğrudur? Örneğin, daha eğitimli olmayan eşler, göç öncesinde benzer zorluklarla karşılaşmaya eğilimli midir? Aile üyelerinin yanı sıra kurumlardan da benzer şekilde destek alacaklar mı? Farklı çiftler ortaya çıkan sorunnlarla nasıl başa çıkıyor? Bu araştırma projesi, yurt dışında evli olan ve ailesel birleşmelerini düzenleyen yasal ve kurumsal rejimle baş etmiş bireylerin deneyimlerine dayanarak, Türkiye’den Almanya’ya yapılan evlilik göç dinamiklerini incelemeyi önermektedir. Türkiye’den devam eden evlilik göçü hakkında mevcut bilgi çok sınırlıdır. Genel olarak “evlilik göçü” konusundaki araştırmalar, şimdiye kadar ev sahibi ülkede yaşayan göçmenlerin tercihleriyle ilgili sorulara odaklanmıştı. Araştırma projemiz -bilgimize göre- henüz dikkate alınmamış bir bakış açısı benimsemektedir: göç eden ve alan tarafın telaffuz ettiği iki perspektifi de bütünleştirecek ve sınır geçişinde nasıl bir bilgiye sahip olunacağına, göç bir aile oluşturma süreci olarak, göçün çiftlerin ilişkileri üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğuna ve göç sonrası konaklama sürecinin samimi bir ilişki bağlamını nasıl etkilediğine dair bir perspektif benimsenecektir. Bu nedenle, bu proje demografik, sosyolojik ve politikayla ilgili araştırmaların bir kombinasyonunu temsil eder ve yalnızca evlilik göçü hakkında daha iyi bir bilgi sunmayı değil, aynı zamanda göç ve entegrasyon politikalarının Almanya ve Almanya’ya  ile benzer yasama çerçevelerine sahip diğer Avrupa ülkelerinin politikalarına odaklanmaktadır. Araştırma soruları şunlardır: Birincisi, evlilik ile göç kararını Türkiye’den Almanya’ya götüren farklı faktörler nelerdir? İkincisi, hangi faktörlerin göç ve entegrasyon sürecinin gelişimi üzerine bir etkisi vardır? Katılım öncesi  göç öncesi eşin koşullarının, yanına göç edilen eşlerin yaşadığı durumun nasıl göründüğünün, çiftin ulusötesi bir sosyal alanda ilişkisini nasıl kolaylaştırdığını ve nihayetinde nasıl ortaya çıkan sorunlarla nasıl başa çıktıklarını anlamayı amaçlıyoruz.

Türkiye'de Göç Eden Ev İşçileri Piyasasının Haritalandırılması: Filipinli ve Türkmen Topluluklar Üzerine Karşılaştırmalı Bir Çalışma

Araştırmacı: Ayşe Akalın

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Sovyetler Birliği’nin (SB) ortadan kalkması, istenmeyen birçok sonuç ile birçok toplumsal dönüşüme yol açtı. Bunlardan biri, Türkiye’nin bir göç ülkesine dönüşmesiydi. SB’nin çöküşünden sonra, Türkiye, Türkiye’nin Batı’da kalan yerleşmiş olan eski sosyalist ülkelerden göç almaya başladı. 2000’li yıllarda, Türkiye’nin doğusundaki diğer benzer ülkelerden yeni göç rotaları da ortaya çıktı. On beş yılda gerçekleşen bu hızlı dönüşümde, özellikle göçü çeken bir sektör ev işleriydi. Sonuç olarak, “yabancı ev işçisi” kavramı Türkiye’de hemen hemen sadece Sovyet sonrası bir fenomen olarak tanımlandı. Ancak bu gerçek, bu durum başka göç alan ülkelerdeki trendlerle karşılaştırıldığında tersine işleyerek ev işleri sektöründe bir başka göçmen topluluğunu daha da görünür hale getirmiştir: Filipinliler. Daha da ilginci, Türkiye’ye gelen Filipinliler göçünün başlangıcı, Sovyet sonrası göçten önce başlamış olsa da, asla Sovyet sonrası göç ile aynı kapsama ulaşamamıştır. Türkiye’ye göç eden bir topluluğun başka yerlerde marjinalleştirilmesi nasıl açıklanmaktadır? Göç veren evdeki işçiler için artan talep, Ortadoğu’yu da içeren diğer ülkelerde olduğu gibi, diğer bölgelerden gelen diğer göçmen topluluklara yönelik daha sonraki talepleri neden tetiklememiştir? Yabancı ev işçilerinin Türkiye’de pazarlama yaptığı yerel dinamikler, daha sonra göç örüntülerinde Türkiye’ye yansır mı, yansımaz mı? Türkiye’deki göçmen ev işçilerinin ortaya çıkışına ilişkin tezimi takiben bu araştırma, Moldovalı ev işçileriyle ilgili çalışmaların ötesine geçerek son on yılda ev işleri sektörüne giren göç eğilimlerini haritalamayı ve şekillendirmeyi amaçlamaktadır. Gözlem altında kalan iki göçmen topluluğu inceleyerek göç ile ev işleri arasındaki ilişkiyi araştırmayı önermektedir: en eskisi en küçük grup olan Filipinliler ve sektörde yeni gelen ama en hızlı büyüyen grup olan Türkmenler. Araştırma, Türkiye’deki göçmen ev işçileri pazarının oluşum dinamiklerini araştırmak için, göçmen literatürünü genişletmek için, henüz yeterince incelenmemiş iki topluluk üzerinde incelemelerde bulunmak ve ırk, Türk bağlamında yaygın olarak gözlenmediğinden bu konudaki temel konuları test etmek için göç edebiyatına önemli katkıda bulunmayı hedeflemektedir.

Rusya ile Türkiye Arasındaki Göç Sistemi: Geçmişe Yönelik Eğilimler ve Yeni Beklentiler

Araştırmacı: Ayşem Biriz Karaçay

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Sovyetler Birliği’nin çöküşünden önce, ancak özellikle komünist rejimin dağılmasının ardından başlayan Rusya ve Türkiye arasındaki uluslararası göç, Sovyet sonrası coğrafyada tamamen yeni ve az çalışılmış bir göç ortamı yarattı. Önerilen proje, “göç sistemi teorisi”nin uygulanması yoluyla Rusya’dan Türkiye’ye değişen nüfus hareketlerini araştırarak önceki çalışmalara katkıda bulunacaktır. Bu teoriye göre, genellikle tarihsel, kültürel veya ekonomik bağlara sahip ülkeler arasında gerçekleşen uluslararası göç akımlarının bir sonucu olarak bir göç sistemi ortaya çıkmaktadır. Projenin ilk amacı, Rusya ile Türkiye arasındaki göç sistemini makro, mezo ve mikro düzeyde analiz ederek değerlendirmektir. İkincisi, üç ana göçmen kategorisini araştırarak Rusya ile Türkiye arasındaki nüfus hareketlerini araştırmaya çalışmaktır: bavul ticareti; çeşitli sektörlerde çalışan yuvarlak göçmenler (ev hizmeti, cinsel/eğlence, hizmet sektörü, tekstil, inşaat), evlilik göçü ve Türkiye’yi ziyaret eden Rus turist sayısı gibi diğer nüfus hareketleri. Sonuç olarak proje, Türkiye ile ilgili göç çalışmalarına çeşitli şekillerde önemli bir katkı sağlayacaktır: birincisi, Türkiye’ye yönelik Sovyet sonrası göç akımları üzerine bir dizi çalışma yapılmış olsa da, odak noktası belirli akışlar ve davalar üzerine odaklanmıştır. Son olarak, ayırt edici özellikleri ile Rusya-Türkiye göç sistemi davası, göç edenlerin sosyal özellik çeşitliliği, göç için motivasyon, yaşama/çalışma koşulları, gelecekteki planları, karşılaştıkları sorunlar ve bunların algıları hakkında bulgular sağlayacaktır. Türkiye ve mevcut bilgilere katkıda bulunacaktır. Bir başka deyişle, projelerin nihai katkısı, Rus göçmenlerin farklı bir profilini sunmak ve bu yeni göç sisteminin karmaşık işleyişlerinin makro, mezo ve mikro dinamiklerini keşfetmek olacaktır.

Türk Polis Adaylarının Yabancılarla İlgili Algıları

Araştırmacı: İsmail Cenk Demirkol

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Türkiye’nin coğrafi konumu, yabancı uyrukluların yasal ya da yasadışı yollardan girmesi veya transit geçmesi için özel bir ülke olmasını sağlamaktadır. Komşu ülkelerdeki siyasi ve ekonomik istikrarsızlıktan dolayı Türkiye’ye yasadışı giriş daha da artmaktadır. Her yıl birçok yasadışı göçmen yakalanır ve sınır dışı edilir. 2000 ile 2007 yılları arasında 560.852 yasadışı göçmen polis jandarma ve/veya ordu tarafından yakalandı (MFA, 2010). İlk araştırmacılardan bazıları yabancılara yönelik ulusal bilinçliliğin gerekliliğini vurgulamışlardır (Erder & Kaska, 2003). Türkiye, yeni üyelerinin tamamında olduğu gibi, Avrupa Birliği’ne üye olma sürecinde olduğu için, Avrupa ülkeleri için geçerli olan koşulların birçoğu geçerlidir. Bu koşullardan bir tanesi, yasadışı göçmenlerin akışı bu nüfusların diğer Avrupa ülkelerine akışını etkilediğinden, sınır polis birimlerinin ülkedeki tüm giriş ve çıkış noktalarını kontrol ve izleme gereği ile ilgilidir. Bu nedenle, gelecekte yasadışı göçmen sorununun çözümünde Türk Polis Teşkilatı’nın daha büyük bir rol oynaması bekleniyor. Bu çalışmanın amacı, adayların göçmen ve göçle ilgili sorunları nasıl algıladıklarını ve yabancı göçmenlere karşı önyargılı olup olmadıklarını belirlemektir. Hat subayları olarak göçmenler için ilk temas memurları olacaklar, bu nedenle, algıları dikkate alındığında takdirlerini kullanma veya yasayı uygulama farklılık gösterebilir. Polis adaylarının algılarını ölçmek ve hipotezlerimizi test etmek için, iki polis meslek yüksekokulundaki polis öğrencileriyle internete dayalı anketler yapacağız. Anket, yabancı düşmanlığını daha geniş bir anlayışa kavuşturmak için kullanılacaktır.

2010

MyCities

Araştırmacılar: Ahmet İçduygu, Kristen Biehl

Fon Sağlayıcısı: British Council

Özet: MyCities Güney Doğu Avrupa ve İngiltere’de göç ve demografik değişiklikleri, bu değişikliklerin göç veren ve de göç alan toplumlar üzerindeki etkileri ile ilgili konuları irdeleyen ve politika üretenleri etkilemeyi amaçlayan “Beraber Yaşamak” adı altında geliştirilen çok taraflı bir projedir. Bu proje Güney Doğu Avrupa ve İngiltere’den içinde İstanbul’un da yer aldığı dokuz şehre odaklanmıştır. Proje, göçten etkilenenlerin örneğin göçmenlerin kendileri, göç alan ve göç veren ülkelerdeki yerel cemaat temsilcileri ve yerel yönetim yetkilileri gibi kişilerin hayat hikayeleri ile desteklenmiştir. Bu projede, yerel idarecilerle, siyasetçilerle (belediye başkanları, milletvekilleri gibi), fikir üreticiler, araştırmacılar, göç çalışan akademisyenler ve göç ve sosyal entegrasyon konuları ile uğraşan sivil toplum kuruluşları, ;Uluslararası Göç Örgütü, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, International Catholic Migration Commission gibi uluslararası organizasyonlar ve göçmen cemaatlerin liderleri ve medya ile derinlemesine görüşmelerden oluşan saha çalışması gerçekleştirilmiştir.
Dokuz ayrı şehirden biri olan İstanbul’un ele alındığı bu projede, şehrin 1980’lerden bu yana Türkiye, göçmeler, iltica edenler, düzensiz veya transit göçmenler gibi önemli sayıda yabancının ülkeye gelmesine tanık olduğu dile getirilmiştir. Ayrıca, İstanbul’un kosmopolitan ve çok-kültürlü mirasının yanı sıra büyüyen bir finansal güç olması nedeniyle göç akımlarının merkezi haline geldiği vurgulanmıştır. Bu rapordaki ana amaç on adet göçmenin hikâyelerini bir araya getirip Türkiye’ye gerçekleşen göç pratiği ve politikaları üzerine var olan kaynaklarla birleştirerek İstanbul’daki göçmenlerin yaşamlarını bir bakış sağlamaktır.

Türkiye'ye Dönen Göçmenler ve Hollanda'da Emekli olan Göçmenlerin Konut, Sosyal Güvenlik ve Vatandaşlık Stratejilerinin Karşılaştırılması

Araştırmacılar: Canan Balkır

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Türkiye’de iki grup mobil emeklilerin nüfusu artmaktadır. Bir grup, gençliklerinde Kuzey Avrupa’ya göç eden ve şimdi tekrar Türkiye’de yaşayan Türklerden oluşuyor. İkinci grup iklim, rahat ve açık yaşam tarzı ve ucuz yaşam koşulları nedeniyle Türkiye’ye yerleşen Kuzey Avrupa emeklilerinden oluşuyor. Bu emekliler daha önceki turist deneyimleriyle yakından ilişkili olarak sahil şeridi boyunca Antalya, Alanya, Fethiye, Didim, Bodrum ve Kuşadası, ve Anadolu’da Ürgüp’te yoğunlaşıyorlar. Her iki grup ulus ötesi yaşam biçimlerini tercih ediyor gibi görünmektedir. Yaşlı nüfusun artması hem Türkiye’deki hem de gönderen ülkelerdeki refah sistemleri için zorluklar yaratmaktadır. Bununla birlikte, bu hareketliliğin fiili etkileri hakkında çok az şey bilinmektedir. Söz konusu göçmenlerin ikameti ve sosyal güvenlik stratejileri bu etkileri büyük ölçüde belirleyecektir: Yerleşim yerlerini, Türkiye ile çalışma hayatlarını geçirdiği ülke arasında nasıl bölmektedirler? Her iki ülkede de kamu ve özel sosyal güvenlik hükümlerine nasıl erişiyor ve hükümleri nasıl kullanıyorlar? Önerilen çalışma, bu stratejileri ve bunların temel alındığı konuları araştıracaktır.  Proje ulusötesi yurttaşlık biçimlerinin kullanılmasına  özellikle dikkat edecektir. Yaşlı göçmenlerin karşılaştığı normal zayıf noktalar ve risklerin ve ulusötesi yaşam biçimlerinin her iki gruptaki birçok bireyi, emeklilik yaşanacak yerler konusunda kalıcı ve geri dönüşü olmayan kararlar almayı önlediğini varsayıyoruz. Çift ikametlerin korunması, eski göçmenlerin sosyal güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak için daha geniş bir aralıktaki (kamu, özel ve aile) kaynaklara erişmelerini de sağlayabilir. Önemli bir soru, ilgili yasal ve politika çerçevesinin bu tercihlerin ve stratejilerin gerçekleştirilmesini nasıl kolaylaştırdığını veya engellemesidir. Son yıllarda olduğu gibi, bu sorunun araştırılması, yeni ulusötesi yurttaşlık biçimlerinin ortaya çıkışı veya yaratılışını gördükçe daha da önemlidir. Önerilen araştırma projesi, bireysel göçmenlerin önemi hakkında çok ihtiyaç duyulan ampirik verilerin sunulmasında bir adım olacaktır. Çalışmamız çalışma hayatlarının çoğunu Hollanda’da geçiren ve mevsimlik olarak ya da başka bir şekilde Türkiye’de yaşayan emekliler üzerinde yoğunlaşacaktır.

Sadece Trakya Geçidi: Türkiye-AB Sınırında Göç Yönetimi

Araştırmacılar: Deniz Sert

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Sınır ötesi bölgeler, sadece iki komşu ülkeyi bölmek ve birleştirmek değil, aynı zamanda toplumlar, uluslar ve egemen devletler arasındaki zaman ve mekan parametrelerini tanımlayan fiziksel bir sınır çizgisiyle bölünmüş bir toprağı kapsadığını varsaymaktadır (Baklacioğlu 2004). Ulusal sınırlar sıklıkla komşular arasında bir çatışma veya işbirliği kaynağı olarak gösterilmekle birlikte gerçekte doğaları gereği sınırlar ve sınır geçişleri, ulus devletler içinde ve arasında uluslar arası yönetişim konularının çözülmemiş alanları olarak ortaya çıkmaktadır. Temel olarak, bu önerinin ardındaki mantık iki şekilde ortaya çıkmaktadır: (1) Türkiye üzerinden düzensiz göç, kaçakçılık ve ticaret yoluyla AB’ye kadar olan süreçler hakkında gerçek bulma, politika tartışması ve politika oluşturma konusunda uzun vadeli bir kapasite yaratmak, Yunanistan ile Türkiye arasında Geri Kabul Anlaşması’nın etkisiz çalışması ve iki sınırın karşılaştırmalı bir incelemesini sağlamak ve (2) bu tartışma içine Türkiye-Bulgaristan sınırını dahil ederek ikisi arasındaki göç yönetimi konularını karşılaştırmalı olarak analiz etmektir. Bu önerinin amacı üç şekildedir: birincisi, Türkiye-AB sınırının iki farklı sınırında düzensiz göçün yapısını ve sürecini kapsamlı bir şekilde ortaya koyacak kadar ayrıntılı ve güvenilir olmasını amaçlayan karşılaştırmalı bilgi üretmek, sınır kontrolü ve yasa dışı göç sorununu idari, finansal, hukuki, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi açıdan değerlendiren uygun politika tepkisini temel almak ve bundan sonra, Bulgaristan, Yunanistan, Türkiye ve AB için düzensiz göç, kaçakçılık ve kaçakçılık konularında yeterli somut ve spesifik politika seçeneklerini oluşturmayı hedeflemek, ve son olarak, gerçek bulma ve politika belirleme belgesi olmayı hedeflerken, teklif aynı zamanda sınırın her tarafının ve göç edenlerin görüşlerini bütünleştirmektir.

Türk Siyasetinin Uluslarötesiliği veya Uluslarötesi Siyaset?: Avustralya'daki Türk Göçmenler

Araştırmacı: Banu Şenay

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Bu araştırma projesi, Avustralya bağlamında Türkiye’nin siyasi ulusötesiciliği üzerine bir çalışma yapmaktadır. İki farklı ancak ilgili süreçleri aydınlatarak, Türklüğün ve Türk milliyetçiliğinin çeşitli biçimlerinin üretimini araştırmaktadır: birincisi, Türk Devletinin, Avustralya’daki Türk göçmenleri kamulaştırmaya ve politikleştirmeye yönelik politik ulusötesicilik, ikincisi, Türk göçmenlerinin uzun menzilli milliyetçiliği üretmek için kullandıkları aşağıdan yukarıya ulusaşırılıktır. Kısaca bir örnekle açıklanacak olursa çalışmanın ana hipotezi, bu diasporik bağlamda ortaya çıkan “ulus aşırı ulusçuluğun” biçimlerinin, eninde sonunda, göçmenlerin başlattığı ve devlet tarafından başlatılan ulusötesi ticaret biçimlerini bir araya getirerek ve ikisi arasında ortaya çıkabilecek muhtemel örtüşmeleri ve çatışmaları araştırarak anlaşılabilmesidir. Çalışma, Avustralya’daki (ve başka yerlerde) Türk göçmenlerinin diasporik kimlik oluşumunu açığa çıkarmaya çalışırken teorik ve ampirik bir yaklaşımın gerekli olduğunu savunuyor. Araştırma, Türkiye ile ilgili göç çalışmalarına çeşitli şekillerde önemli katkılarda bulunacaktır. Öncelikle, Avrupa ülkelerine göç eden Türk akımı hakkında geniş bir literatür bulunmakla birlikte, Türkiye’nin Avustralya’ya göçü ve bu bağlamda ulusötesi bir alanın oluşturulması hakkında çok fazla bilgi yer almamaktadır. Çalışma, bu nedenle, Türk siyasi ulusötesiciliği Avustralya perspektifinden anlayarak, mevcut literatürdeki boşluğu dolduracaktır. İkincisi, farklı göç ve vatandaşlık politikaları ile Avustralya çok kültürlülük politikası, Avrupa’dakinden çok farklı olabilecek bir Türk siyasi ulusötesi alanın ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır. Araştırma iki Avrupa ülkesindeki Türk göçmenlerin yanı sıra Türk Devletinin siyaset yapımına ilişkin görüşleri de ekleyerek, farklı ulusal düzenlemelerde Türk siyasi ulusötesi bilimle ilgili karşılaştırmalı bir boyut sağlayacaktır. Bu projenin belirli bir gücü, Sidney’de antropolojik alan çalışmalarını içereceği yönünde olacaktır.

İzmir, Kadifekale'de Kentsel Dönüşüm: Neoliberalizmin Kavşakları ve Ülke İçinde Yerinden Edilme

Araştırmacı: Neslihan Demirtaş & Cenk Saraçoğlu

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Türkiye’de son yirmi yıldır şehir içi düşük gelirli yerleşim birimlerinin yıkılması ve yerinden olmuş göçmenlerin “biçimsel” dairelerden oluşan dış ilçelere yerleştirilmesi gibi büyük ölçekli kentsel yenileme projeleri, kentte uygulanan neoliberal kentsel politikanın son aşamasını oluşturmaktadır. Bu projelerin yetkililer tarafından gerçekleştirilme biçimi ve özellikle yoksulların en yoksulunu oluşturan “etnik olarak diğer” olan göçmen toplulukları üzerindeki olumsuz sonuçları, bu projelerin esasına yönelik şüpheciliğe ve onların son yıllarda entelektüeller, akademisyenler ve aktivistler arasında kamu yararına yönelik olduğu iddialarına yol açtı. Bu tür şüpheleri taşıyarak, ağırlıklı olarak Kürt göçmenlerin yaşadığı İzmir’in en eski şehir gecekondu yerleşim bölgesi olan Kadifekale olarak bilinen bölgenin toplam dönüşümünü içeren Konak Kentsel Dönüşüm Projesi hakkında niteliksel bir araştırma yapmayı amaçlamaktayız. Ana hedefimiz, mahalle sakinlerinin bir tarafta eşit olmayan şartlar altında projeye katılmalarını veya direnmelerini anlamak ve diğer taraftan bu uzlaşma veya direnişle uğraşırken devlet görevlilerinin söylemlerini incelemek olacaktır. Araştırma projemiz, Kadifekale’nin dönüşümü, Kürt sorununun izlerini ve buna eşlik eden iç göçün yanı sıra Türk ekonomisinin neoliberal dönüşümü olarak bu süreçleri bu kentsel dönüşüm projesiyle ilişkilendirmeyi amaçlıyor. Başka bir deyişle, projemizin orijinalliği Kürt sorununu neoliberal kentsel yönetişim içerisinde Kadifekale davasının yakından incelenmesi yoluyla ortaya koymaya çalışmaktadır.

Düzensiz Göçü Yönetmek: Türkiye'de, Yunanistan'da ve İtalya'da Yerel Siyasal Kurumların Etkilerini ve Avrupalılaşmayı Karşılaştırmak

Araştırmacı: Saime Özçürümez

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Bu araştırma projesi, Türkiye, İspanya ve Yunanistan’daki düzensiz göçün pattern ve dinamikleriyle ilgili politik ve yasa yapım süreçleri inceleyecektir. Yasadışı/düzensiz/belgesiz göç üzerine hızla gelişen akademik literatür ve gazetecilik belgelerine rağmen, farklı devletlerdeki politika süreçlerinin çeşitliliği ve demokratik ilkelerin rolünün düzensiz göçmenler üzerine yapılan siyasetin ve katılımcıların haklarına ilişkin yapılan politikaların ne derece etkilediği  büyük oranda az araştırılmıştır. Bir yandan, daha geniş bir Avrupa için Avrupa entegrasyonu sürecinde düzensiz göçe ilişkin yasaların ve düzenlemelerin uyumlanması/yakınlaşması yönünde artan bir eğilim vardır. Öte yandan, AB’ye üye ülkeler ve aday ülkeler arasında düzensiz göçmenlerin nasıl tanındığına (veya tanınmadığına), kategorize edilip davranıldıklarına dair bir ayrım var. Bu nedenle, bu araştırma düzensiz göçe ilişkin politikalara ve politikalara ilişkin şu soruların cevaplarını aramaktadır: bu bölgelerdeki yasaların ve düzenlemelerin uyumlaştırılması yönünde bir hareket olduğu halde, devletler neden düzensiz göçmenlere farklı davranıyor? Farklı politika süreçleri, siyaset ve demokratik ilkeler hangi şartlar altında ve ne ölçüde bu ayrımı kısıtlıyor? Bu sorulara cevap ararken, araştırma, hem alıcı devletlerin her birinde politika süreçlerini sınırlayan hem dışsal (yani Avrupalılaşma) hem de yerli faktörlere (yani, ulusal siyasi kurumlar) odaklanacaktır. Proje, Avrupalılaşmayı Avrupa Birliği (AB) kural ve yönetmeliklerinin hem üye ülkelerdeki hem de üyelik ülkelerindeki siyaset ve siyaset üzerindeki etkileri olarak kavramsallaştırmaktadır. Yerel faktörler açısından proje, demokratik hesap verebilirlik (yatay ve düşey) etrafındaki fikirlere ve devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla faaliyet gösteren katılımcılara odaklanacaktır.

Bulgaristan'da Etnik Türklerin 1989'da Göç Etmesinin Türkiye'de İstihdam Sonuçları Üzerindeki Etkisi

Araştırmacı: Murat Kırdar

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Büyük ölçekli uluslararası göçün yeniden doğuşu, göçün hem göç veren hem de göç alan ülkelerin işgücü piyasasına etkisini araştıran, ekonomide geniş bir araştırma alanının geliştirilmesine neden olmuştur. Türkiye büyük oranda göç veren bir ülke olarak bilinirken, büyük çaplı uluslararası göç olayları da vardır. Bununla birlikte, bu göç akımlarının Türk bağlamındaki ekonomik etkileri hakkında pek az şey bilinmektedir. Bu araştırma projesi, 1980’lerin sonlarında Bulgaristan’daki Bulgaristan’dan Türkiye’ye olan etnik Türk göçünün  etkisini araştırıyor. Bu göçün yerel işçilerin (yani, göç alan ülkede doğanlar) işgücü piyasası sonuçlarına etkisi, mikro düzeyde veri ve ekonometrik analiz kullanılarak araştırılacaktır. Çalışma hem Türk bağlamında göç edebiyatına hem de genel olarak göçmen ekonomisi literatürüne katkıda bulunacaktır. Ekonomideki teorik çerçeve, göç nedeniyle işçi arzında bir değişimin, kabul eden ülkedeki rekabet eden yerli işçilerin ücret ve istihdam olanaklarını azaltması gerektiğini öngörmektedir. Teorik tahminler açıksa da, bu tahminleri ampirik olarak test etmeye çalışan birçok çalışma, bu tahminlere aykırı olan etkileri bulunmaktadır. Uluslararası göçmenler yerleşim süreci boyunca bazı bölgeleri diğerlerine tercih etmektedirler. Bu araştırma projesinde Bulgaristan’dan etnik Türklerin gelişini takiben bazı şehirlerde ve kasabalarda bazı şehirlerde emeğin arzını çok kısa bir sürede artıracak doğal bir deneyden faydalanmaktayız. Bu göçmenler özellikle Balkanlar’dan Türkiye’ye daha önce göç etmiş göçmenlerin yaşadığı bölgelerde hükümet tarafından yerleştirilmiştir. Böylece, göçmenlerin işgücü piyasasına gelmesinden kısa bir süre sonra ortaya çıkan emek arzındaki değişimi, karışık becerideki göçmenleri ve ikamet eden nüfusu hesaba katarak etkilerini incelemek için eşsiz bir fırsat sunmaktadır. Çalışma, Türkiye bağlamında uluslararası göçün emek piyasasındaki etkilerini araştıran ilk araştırma olacak ve gelişmekte olan bir ülkeden kanıt sağlayarak ekonomi literatüründeki tartışma sürecine katkıda bulunacaktır.

2009

Uluslararası Göçün Kentsel Alanlarda Düzenlenmesi - Türkiye, Italia, Espana (MIUM-TIE)

Araştırmacılar: Ahmet İçduygu, Kristen Biehl, Özlem Başdoğan, Derya Özkul

Fon sağlayıcı: Avrupa Birliği

Özet: “AB ve Türkiye arasındaki Sivil Toplum Diyaloğu’nun Geliştirilmesi” projesinin Üniversiteler Hibe Programı çerçevesinde desteklenen 18 aylık bir projedir. Bu proje, Türkiye’de Koç Üniversitesi, İtalya’da Universita IUAV di Venezia ve İspanya’da Universidad de Cadiz’in ortak çalışmasıyla yürütülmüştür. Projenin yönetimi Koç Üniversitesi Göç Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (MiReKoc) tarafından yapılmıştır.
MIUM-TIE projesi, Türkiye, İtalya ve İspanya’nın kentsel alanlarında uluslararası göç alanında disiplinlerarası ve karşılaştırmalı araştırma faaliyetleri gerçekleştirilmesi ve bu alanda çalışan temel aktörler (siyasetçiler, sivil toplum, kamu görevlileri, uzman ve araştırmacılar) arasında aktif bir diyaloğun başlatılmasını hedeflemiştir. Böylece AB “sınır” ülkelerinde uluslararası göçün özellikleri ve zorlukları hakkında farkındalık yaratmak ve kentsel alanlarda hâkim olmaya başlayan çok-kültürlülük ve çeşitlilik anlayışının pekiştirilmesi amaçlanmıştır. Proje faaliyetleri 6 çalışma paketi çerçevesinde tasarlanmış olup karşılaştırmalı ve disiplinlerarası araştırmalar, paylaşım ağı oluşturma ve araştırmacıların değişimi, uluslararası konferanslar ve çalıştaylar, pilot eğitim kursu ve araştırma sonuçlarının yayınlanması gibi aktivitelerden oluşmuştur. Bu aktiviteler sayesinde projemiz nihai olarak yasa-koyucular ve sivil toplum aktörleri arasında uluslararası göçmenlerin kentsel entegrasyonunun önemine dair farkındalık yaratmak ve kentsel politika ile uygulamalarının karşılıklı değişimi sayesinde uluslararası göçmenlerin sosyal ve mekânsal entegrasyonunu sağlayacak etkin bir kentsel yönetim modelinin geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlamıştır.

İki Sınırda Düzensiz Göç: Türkiye-Avrupa Birliği ve Meksika-ABD Örnekleri (IR-TE-MU)

Araştırmacılar: Ahmet İçduygu, Deniz Sert

Fon sağlayıcı: German Marshall Fund of United States

Özet: MiReKoc, German Marshall Fund (GMF) Göç ve Entegrasyon Politikaları Girişimi tarafından “Kilit Kurumlar” arasında seçilmiştir. Ayrıca, proje için bir yıllık fon elde etmiştir. (Kuruluşlar rekabetçi bir seçim sürecinden sonra mevcut göç ve entegrasyon hakkındaki transatlantik tartışmalar değerlendirilerek seçilmiştir.)

Türkiye’nin Uluslararası Göç ve Sığınma Politikaları, 1923-2023: Ulus-devlet Oluşumundan Ulus-ötesi Dönüşümlere (IMASPO)

Araştırmacılar: Ahmet İçduygu, Sema Erder, Ömer Faruk Gençkaya, Ayşem Biriz Karaçay, Çiğdem Aksu

Fon sağlayıcı: TÜBİTAK

Özet: Bu projenin üç amacı vardır. İlk olarak Türkiye’nin uluslararası göç ve sığınma politikalarının Cumhuriyet’in ilanından bugüne tarihsel bir değerlendirmesini yapmak amaçlanmıştır. İkinci olarak bu tarihsel değerlendirmenin ülkenin toplumsal, siyasal ve ekonomik tarihi ile olan ilişkisini kurmak, böylece dünü ve bugünüyle göç ve sığınma politikalarını irdelemek hedeflenmiştir. Son olarak da, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğinin gerçekleşmesi ya da gerçekleşmemesi senaryoları ışığında, uluslararası göç ve sığınma politikalarında benzer süreçlerden geçmiş olan üye ülkelerden İspanya ve Polonya örneklerini değerlendirerek, Türkiye’ye özgü göç ve sığınma koşullarına dair kurumsal, idari, yapısal ve yasal düzenlemeleri içeren kapsamlı ve etkili ‘politika alternatifleri ve stratejiler’ önerilmesi hedeflenmiştir. Böylece Türkiye’nin geleceğe dair olası göç ve sığınma politikalarının belirlenmesine katkıda bulunmak amaçlanmıştır.

Türkiye, tarihsel ve güncel olarak uluslararası göç ve sığınma hareketleri ile bu denli iç içe olsa da, bugün itibariyle ülkede bu farklı göç türleri üzerine belirgin belgelerle ortaya konulan bir politika paketinin bulunduğunu söylemek zordur. Örneğin, Cumhuriyet’in erken yıllarında, türdeş bir ulus-inşa etme süreci içinde oluşan uluslararası göç hareketleri ve politikaları ile “göç alan” bir ülke konumunda olan Türkiye, 1950’lerde yaşanan yoğun iç göçün ardından, bu yıllarda Soğuk Savaş’ın etkisiyle sınırlı sayıda sığınma hareketiyle karşılaşmıştır. 1960’lı yıllara gelindiğinde ise, yurtdışına yönelen uluslararası iş gücü göçü ile dünya iş gücü pazarında “göç veren” bir ülke haline gelmiştir. Ancak, 1980’lerde Soğuk Savaş’ın bitişi, 1990’larda küreselleşmenin hız kazanması, Türkiye’nin dünya göç pazarı içindeki rolüne bir yenisi daha eklenmiş, Türkiye başka ülkelere gitmek isteyen göçmenler için “göç geçiş” ülkesi olarak kullanılan köprü ülke konumuna gelmiştir. Benzer şekilde, ayrıntılı ve kapsamlı olarak hazırlanmış “resmi” ya da “akademik” bir çalışmanın var olduğunu söylemek de olanaklı değildir.

Kısaca özetlemek gerekirse, çalışma, bir yandan 1923’ten bugüne, geçmiş politikaları ve bu politikaların güncel konumunu, Türkiye’nin geçirdiği dönüşüm ve değişimlerle birlikte değerlendirmeyi, bir yandan da bugünden 2023 yılına dek olası üyelik senaryolarını ve örnek ülke deneyimlerini değerlendirerek Türkiye’nin özgül koşullarına uygun politika alternatiflerini öngörmeyi hedeflemiştir.

Girişimci Olarak Göçmenler: Neoliberal Dönemde Göç, Devlet ve Girişimciliği Yeniden Düşünmek

Araştırmacı: Ayşe Seda Yüksel

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Bu araştırma projesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Diyarbakır ve Gaziantep’teki, göçle ilgili iki çelişkili geçmişe sahip iki kentin neoliberal politikalar ve iki farklı eklemeye işaret ederek göç, girişimcilik ve neoliberalizm arasındaki ilişkiyi karşılaştırmalı olarak eleştirel bir biçimde analiz etmeyi amaçlamaktadır. Neoliberalizme böylesine ikili bir odaklanma getiren bu araştırma, neoliberal politikalar altında kentlerin farklı yörüngelerinin göçmen girişimciler için uyum ve taktik taktiklerinin ve stratejilerinin çeşitliliğini nasıl açıkladığını anlamayı ve açıklamayı amaçlamaktadır. Bu strateji ve taktikler, yalnızca göç alan bölgenin sosyo-ekonomik ve siyasal-kurumsal çevresi değil, göçmenlerin bağlı olduğu sosyal ağlar üzerine de örülmüştür.

Vize Rejimlerinin Türk Vatandaşlarının Seyahat Kararları ve Paternleri Üzerindeki Etkileri

Araştırmacı: Erhan Doğan

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: 1980’li yıllardan beri, ağırlıklı olarak göç kontrolü ile ilgili nedenlerle, Türk vatandaşlarının Avrupa ülkelerine seyahatleri vize rejimleri ile sınırlandırılmıştır. Bu kısıtlamalar ve yeni düzenlemeler, konsolosluk birimlerinin keyfi ve yorucu vize uygulamaları ile birleşince, birçok sorun ortaya çıkmış ve Türk vatandaşlarına somut etkileri olmuştur. Bu projenin adını oluşturan bu etkilerdir. Bu etkileri iki ayrı kategoride gruplandırabiliriz. Birinci kategori, çoğunlukla bu düzenlemelerin ve uygulamaların insan akışı ve insan hareketliliği üzerindeki etkilerinden oluşur. Vize prosedürleri ve uygulamaları, Avrupa’yı dolaşan Türk vatandaşlarının sayısında bir azalmaya neden olup, Türk vatandaşlarının seyahat kalıpları ve davranışları üzerinde çok daha fazla yapısal değişikliğe neden olup olmadığı bu birinci kategoride sorulabilecek sorular arasındadır. İkinci kategori, bu politikaların sosyo-politik etkileri ile ilgilidir. Bilindiği gibi Türkiye Avrupa Birliği’ne katılmakta olan bir devlettir. Birlikle tam üyelik olmadan gümrük birliği anlaşması imzalayan tek ülkedir. Bu şartlar altında vize, Türkiye ile Birlik arasındaki bu ilişkinin işleyişi üzerinde çok fazla etki yaratmaktadır. Vize, Avrupa Birliği ile Türk tüccarları arasında haksız rekabet yaratması ve katılım sürecini, kültürel ve sosyal entegrasyonu yavaşlatması nedeniyle Türkiye-AB ilişkilerinin dinamiklerini etkilemektedir. Vizenin bir başka dolaylı etkisi, artan Eurofobi ve milliyetçilik ile ilgilidir. Vizenin kendisi, Eurofobi ve Türkiye’de milliyetçiliğin artmasının nedenlerinden biri olacaktır. Dolayısıyla bu çalışma öncelikle vizenin doğrudan somut etkilerini keşfetmeye çalışacaktır. Buradaki sorular şöyledir: Avrupa’yı ziyaret eden Türk vatandaşlarının sayısında bir azalma var mıdır ve Türk vatandaşlarının seyahat şekillerinde bir değişiklik var mıdır? Ardından çalışma, vizenin Eurofobi ve milliyetçilik biçiminde gözlemlenebilir dolaylı olmayan etkileri üzerine odaklanacaktır.

Sınırın Hemen Ötesinde: Türkiye'deki Ermeni ve Azeri Göçmenler

Araştırmacı: Fabio Salomoni

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Son yirmi yılda, Türkiye, önemli miktarda yabancı göçmenlerin girişi ile karşı karşıya kaldı. Mevcut verilere göre, Azerbaycan ve Ermeni vatandaşları da bu göç sürecinin bir parçasını oluşturmaktadır. Tarihi, siyasi ve kültürel nedenlerden ötürü, komşu ülkeler Ermenistan ve Azerbaycan’ın Türkiye ile farklı ve özel ilişkileri vardır. Bununla birlikte, hem Ermenistan hem de Azerbaycan, post-sosyalist geçişte ortaya çıkan sonuçlardan hala acı çekmektedirler. Önerilen araştırma projesinin amacı, Azerbaycan ve Ermeni göçmenlerin sosyolojik özelliklerini karşılaştırmalı bir perspektifle ve etnografik bir yaklaşımla tanımlamaktır. Dolayısıyla, göç seçimini ve varış ülkesi olan Türkiye’yi belirleyen koşulların yeniden oluşturulması gerekmektedir. Buna Azerbaycan ve Ermeni kimliklerinin inşası, Türklerin farklı algıları, Türkiye ile bu iki ülke arasındaki sınır farklı algılamaları ve nihayetinde yeni kültürel çevreye ilişkin beklentileri de bulunmaktadır. Sonuçta, göç deneyimi sırasında bu unsurların üstlenilen değişiklik doğrulanmalı ve değerlendirilmelidir.

Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye'de Meydana Gelen Çatışmalar Sonucu Zorunlu Nüfus Yer Değiştirme Çalışmaları

Araştırmacı: Fuat Dündar

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Osmanlı İmparatorluğu tarafından yoğun biçimde uygulanan nüfus yer değiştirme, transferler ve sınır dışı etme, aynı zamanda, özellikle son yirmi yılda, modern Türkiye’deki etnik çatışmayı çözmenin meşru yolları olmuştur. PKK (Kürdistan İşçi Partisi) saldırıları sırasında ve sonrasında “bataklığın kurutulması”na yönelik köy tahliyesi, sadece modern Türkiye’nin bir sorunu değil şu anda dünya çapında bir çok bölgesel çatışmada yaşanan bir sorundur. Bu çalışma, Osmanlı ve modern Türk tarihi bağlamında etnik çatışmaların bir sonucu olarak “yerinden olmuş insan”ın evrensel sorununu analiz etmektedir. Bunu yaparken, 16. ve 20. yüzyıllar arasındaki motivasyonlara (ekonomik, etnik, dini ve askeri) göre İmparatorluk’taki tarihsel nüfus yer değiştirmelerinin karşılaştırmalı bir analizi yapılacaktır. Çalışma, 16. ve 17. yüzyılda (Anadolu Türkmenleri’nden) askeri bir gereklilik olarak imparatorluğun uyguladığı aktarma ve yeniden yerleşim politikalarının, 19. yüzyıl milliyetçiliği bağlamında askeri ve etnik önlemlerin bir kombinasyonu haline geldiğini belgelemektedir. Ve nihayet 20. yüzyılın başlarında etnik çatışmaları çözmek için normatif araçlar haline gelmişlerdir. Örneğin, Kürtlerin zorunlu nüfus giderleri, Dersim isyanlarındaki silahlı çatışmadan (1937) önce gelmiş ve Türk topraklarının etnik homojenleşmesine yönelik “1934 Anlaşma Kanunu” ile Türk Devletince meşrulaştırılmıştır.

"Diasporayı Dinlemek": Türk Ulusötesi Yayıncılığının Politik Ekonomisi

Araştırmacı: Gökçen Karanfil

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Bir dizi siyasi, ekonomik ve teknolojik gelişmelerle coğrafi, ulusal, kültürel, etnik ve mali sınırları etkisiz hale getiren ve izleyicilerini ulusötesi aramalara yönlendiren yeni bir medya düzeni hızla şekillenmektedir. Medya teknolojilerindeki bu gelişmeler, dünya genelinde göçmenleri nasıl etkilediği önemli faktörler haline geldi. Dahası, diasporaları mobilize etme araçları için de son derece etkili ve önemli araçlar haline gelmişlerdir. Bu araştırma, Türkiye’de yayın medyasının bu yeni ulusötesi medya düzeniyle nasıl bağlantı kurduğunu incelemektedir. Şu anda dünya çapında Türk diasporasına, uydular aracılığıyla ulusötesi yayın yapan yirmiden fazla Türk televizyon kanalı vardır. Bunlardan ikisi TRT’nin (Türkiye Radyo Televizyon) uzantıları iken, bu kanal bolluğu hem özel, hem ticari hem de dini kanalları içermektedir. Belli bir çağdaş toplumun ve kültürün merkezinde, medya refleksif bir rol olmaktan ziyade kurucu bir rol oynadığını kabul ederek, medya kurumlarının kendi ulusötesi izleyicilerini nasıl algıladıklarını sorgulamak giderek önem kazanmaktadır. Politika, kurumsal söylem ve içerik analizi üzerine yapılan bu çalışma, Türk uydu kanallarının ulusötesi yayınlara ilişkili olarak teşvik, motivasyon, niyet ve beklentilerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Araştırma, medya kurumlarının bakış açısıyla ulusötesi izleyicinin kim olduğu sorularını sormayı amaçlıyor. Türk diasporasının önemi nedir ve Türk gurbetçisi hangi çerçeveler etrafında düşünmektedir?

Türklerin ABD ve Hollanda'da Siyasi Entegrasyonu: Türk Göçmen Kuruluşların Rolü Üzerine Karşılaştırmalı Bir Çalışma

Araştırmacı: Işıl Anıl

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Bu çalışma, metropolitan New York ve Amsterdam’ı çalışma alanları olarak kullanarak, Türk göçmen derneklerinin örgütsel davranışlarının ABD ve Hollanda’daki Türklerin siyasi katılımını nasıl açıkladığını analiz edecektir. Siyasi katılım göçmen entegrasyonunun en önemli göstergelerinden biridir. Seçim yoluyla aktif katılım (seçmenler, siyasi partilere üyelik, sendikalar, büroya seçilmek gibi) veya seçmen olmayanlar (toplantılara veya mitinglere, protesto gösterilerine, gösterilere, boykotlara katılmak, kampanyalar için gönüllü olmak, siyasi bir nedene para bağışlamak) yollar onların bütünleşmesi için ön şarttır. Çalışmam, seçim katılımına odaklanacaktır. Daha önce yapılan araştırmalar göçmenlerin siyasal katılımı ve göçmenler ile ev sahibi nüfus arasındaki değişimi açıklarken göçmenlerin bireysel özelliklerini vurgulamıştır. Düşük katılım, bireylerin eğitim, gelir, istihdam ve sosyalleşme gibi önemli kaynaklara sahip olmamasının yanı sıra cinsiyete dayalı farklı etkilere bağlıdır. Bununla birlikte, bu çalışma ayrıca, şehir seviyesinde bağlamsal faktörlerin ev sahibi ülkedeki siyasi fırsatları (yalnızca ulusal ve yerel vatandaşlığa tabi kılma gereksinimleri ve kayıt ve oylama kuralları değil, aynı zamanda göçmen organizasyonları ve üyeliğini etkileyen) teşkil eden biçimlerini de dikkate alacaktır. Türk göçmenleri, yerleşim sürecinde yıllar geçtikçe, ev sahibi ülkelerinde çok sayıda ve çeşitli organizasyon oluşturmuştur. Onların oluşumu ve gelişimi, ABD ve Hollanda’daki değişen siyasi fırsat yapılarının yanı sıra, anavatan ile tutulan siyasi ve kurumsal ağlar ve bağlar tarafından etkilenmiş ve şekillendirilmiştir. Bu nedenle, her iki ülkede Türklerin örgütsel oluşumunun yörüngelerini, göç ve uzlaştırma süreçlerini, bu örgütlerin zaman içerisinde nasıl yaratıldığını ve dallandığını, ev sahibi ülkenin siyasi kurumsal çerçevesini açıklayacaktır. Ayrıca her iki ülkede de mevcut olan Türk göçmen derneklerinin yapılarını, özellikle Amsterdam ve New York’ta sayı ve örgüt yoğunluğu, şemsiye organizasyonların büyüklüğü ve sayısı, ana organizasyonel ilkeler ve işlevsel dernek türünü içerenleri de betimleyeceğim. Ayrıca, göçmenlerin çıkar örgütleri olarak siyasi katılımlarıyla ilgili Türk (hem şemsiye hem de üye) derneklerinin rolünü analiz edeceğim.

Türkiye Göç Örüntülerinde Süreklilik ve Değişiklikler: 1990-2000

Araştırmacı: Murat H. Güvenç

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Göçü incelemek, yerel dinamizmi ve sosyo-mekansal değişimi anlamak için bir zorunluluktur. Türkiye, göç akımlarıyla şekillenen ve şekillendirilen bir ülke olarak ortaya çıkmaktadır. Maalesef, göç bursu, ve son zamanlara kadar – göçle ilgili kapsamlı, açıklayıcı ve anlamlı teyit edici ampirik çalışmaları destekleyecek ve bilgilendirecek nitelikte yüksek kalitede temsili veriler sağlanamamıştır. Çok boyutlu göç çalışmalarını destekleyebilen veri tabanlarının üretilmesi akademisyenlerin, grupların ve akademik birimlerin veri toplama yeteneklerinin ötesindedir. Önerilen araştırma, 1990 ve 2000 nüfus sayımından alınan Kamu Kullanımı Örneklerine dayandırılacak ve herhangi bir veri toplama faaliyeti içermeyecektir. Proje Ludovic Lebart tarafından geliştirilen yeni ilişkisel tabakalaşma tekniklerine dayanacaktır. Yazışma Analizi ve sayısal taksonomiyi birleştiren bu yeni ilişkisel teknik, büyük veri kümelerini en az düzeyde bilgi kaybıyla yönetilebilir boyutlara indirgemektedir. Bu önerilen metodolojinin sonucu, permütasyonlu bir yazışma matrisidir. Analistin, yalnızca tüm göç akımlarındaki her bir vilayetin (veya il gruplarının) paylaştığı payı değil, aynı zamanda her destinasyonun göç profillerine yaptığı katkıyı doğrudan okumasını sağlar. Son nokta, önerilen metodolojinin belirgin özelliğini oluşturduğu için son derece önemlidir. Bu etkileşimin veya girdi-çıktı matrisinin oluşturulması, öğrencilerin istatistiksel olarak anlamlı göç akışlarını, deneysel göç araştırmalarını, sosyo-ekonomik peyzajı şekillendirmede oldukça etkili olan akışlara yönlendiren istatistiksel olarak ayırt etmelerini sağlar.

Mağdurların ve Tacirlerin Özellikleri ve Türkiye'de Cinsel Sömürü için Kadın Ticareti Yöntemleri

Araştırmacı: Oğuzhan Demir

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: En az bilinen suç meselelerinden biri olan insan ticareti, son 20 yılda bilimin ilgisini çekmiştir. Birçok bilim insanı, mağdurların özelliklerini, mağdurların nedenlerini, kaçakçıları ve bunların çeşitli yöntemleri konusunda dünyanın çeşitli yerlerinde incelemelerde bulundu. Bununla birlikte, insan ticareti literatüründe hala büyük boşluklar vardır. Politik ve coğrafi nedenlerle ve dinamik ve gelişen bir ekonomiye ve stratejik bir yere sahip olan Türkiye, daha iyi iş imkânları ve yaşanacak bir yer arayanlar için cazip bir yer olmuştur. Bunun olumlu ve olumsuz sonuçları vardır. Bu olumsuz etkiler arasında, cinsel sömürü için insan ticareti de bulunmaktadır. Literatür, Türkiye’nin stratejik konumu ve çekici yapısı ile kadın ticaretiyle olan ilişkisine rağmen, kadın ticareti meselesinin her açıdan incelenmediğini göstermektedir. Bu nedenle, bu öneri doğal olarak keşfedilmekte ve insan ticareti sürecini, kurbanlarını göç ettirme motivasyonu, işe alma süreci, ulaşım yöntemleri, sömürü ve kaçakçılardan kaçma ile biten koşullar ve kaçakçıların yapısını aydınlatmayı ve Türkiye’de insan ticareti literatürüne katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. İlk olarak literatür ve teorik açıklamalar incelenerek, bu proje Ocak 2004 – Haziran 2007 tarihleri ​​arasında polis tarafından kaydedilen mağdur verileri, önemli personel röportaj verileri, saha gözlemleri, resmi raporlar, yasal düzenlemeler ve istatistikler gibi çok sayıda veri kaynağını kullanmayı hedeflemektedir. Bu araştırma nitel ve nicel veri analizinin kullanımını önermektedir. Araştırma, betimsel, iki değişkenli ve çok değişkenli analizleri içerir ve nitel ifadeler üretir. Bu araştırma, umut verici politika sonuçları vermeyi beklemektedir.

Türkiye'de İç Göç ve Çağdaş Endüstriyel İlişki Koşulları

Araştırmacı: Utku Balaban

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Bu proje, iç göçle ilgili dinamiklerin, Bağcılar’daki çevre kent merkezinde, farklı endüstriyel emek süreçleri üzerindeki etkisini ortaya koymayı amaçlıyor. Birincil hedef, işçilerin göç koşulları ve işyeri deneyimleri arasındaki etkileşimi anlamak olacaktır. 1980’lerle birlikte endüstri ilişkileri, göç koşullarıyla birlikte önemli bir dönüşüm geçirdi. Yeni göç grupları çevre mahallelerin kentsel alanına girdiğinde, endüstriyel uygulamalar daha çok yönlü hale gelmektedir ve fabrikalar atölyeler ve ev tabanlı iş ağları ile tamamlanmaktadır. Buna karşılık, bu işyerleri farklı göç deneyimlerine sahip işçilerle doldurulur: Bu farklılıklar günlük üretimin gerçeklerine nasıl yansıtılır? Hipotezim, farklı göç koşulları bireyleri farklı emek biçimlerine yönlendirmektedir. Böylece, belirli bir nüfus için göç koşullarının çeşitliliği, çok sayıda endüstriyel emek kullanımını kolaylaştırmaktadır. Çekme faktörlerinin özellikleri, göçün başlangıç ​​noktası ve itme faktörlerinin özellikleri, göç koşullarındaki farklılıkların saptanmasına yardımcı olacaktır. Bu boyutlar, işçilerin göç deneyimleri ve çalışma koşulları arasındaki ilişkiyi açıklığa kavuşturacaktır. Çeşitli tecrübeleri kapsayacak şekilde üç farklı endüstriyel emek biçimi çalışmanın odak noktası olacaktır: fabrika sistemi, atölye çalışması ve ev tabanlı iş. Bu üç formun seçilmesinin nedeni, tek bir tedarik zinciri içerisinde incelenebilmesidir. Fabrika sistemi ve atölye çalışması ile ilgili dinamiklerin araştırılması katılımcı gözlemi, ayrıntılı görüşmeler ve yapılandırılmış görüşmeler yöntemi olacaktır. Evden yapılan işler için ise derinlemesine mülakatlar, yapılandırılmış görüşmeler ve zaman kullanımlı anketler veri toplama aracı olacaktır. Evde yapılan çalışmalara ilişkin bazı veriler 2003 ve 2006 yıllarında toplanmıştır. 2007 yazında yapılan bir pilot çalışma ile hedef iş yerleri bulundu: ihracata yönelik bir hazır giyim fabrikasının yöneticileri tesislerine, yan kuruluşlarının atölyelerine ve ev-merkezli işi organize eden arabulucular. Sonuç olarak, tek bir tedarik zincirinin parçaları olarak bağlı olan farklı işyerlerinde göçle ilgili dinamiklerin farklı etkilerini ayırt etmek mümkün olacaktır.

Transit Ülkeden Ev Sahibi Ülkeye: Sınır Ötesi Bir Şehrin Sığınma Mevzuatının ve Uygulamalarının Dönüşümü Üzerine Bir İnceleme, Van, Güneydoğu Türkiye

Araştırmacı: Zahide Özge Biner

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Türkiye, sığınmacı olarak Türkiye’ye girenlerin sayısının artmasına rağmen, Avrupalı ​​olmayan sığınmacıların mülteci olarak kalmasına izin vermeyen “coğrafi rezervasyon kuralını” sürdürüyor. AB’ye üyelik sürecinin başlamasıyla birlikte, Türkiye’nin konumu, uluslararası göç haritasında değişmeye başlamış; bu değişim süreci, Avrupa dışındaki sığınmacılarla ilgili kurumsal yapıyı yeniden yapılandırma ve uluslararası ve AB standartlarına uygun olarak ulusal mülteci mevzuatını kabul etme yönünde bir dizi reforma yol açmıştır. Önerilen araştırma, bu geçiş süreci boyunca, Türkiye’nin güneydoğusundaki Van’da sınır uydu kentinde ikamet eden İran sığınmacılarının deneyimlerinin incelenmesi ile ilgilidir ve sığınmacılar ve resmi makamlar arasındaki ilişki üzerine yeni yasal önlemlerin ve mevcut politikaların etkilerini analiz etmektedir. Bunu yaparken, araştırma, uluslararası göç uygulamalarını çevreleyen sosyo-politik süreçlerin bir hesabını geliştirmeyi ve sınır uydu kentinde sığınmacı kategorisinin nasıl kullanıldığını, üretildiğini ve benimsenildiğini anlamayı amaçlıyor. Önerilen araştırma iki bölümden oluşacaktır. Birinci bölüm, BMMYK tarafından mülteci olarak tanınan ve Türk devletinin mülteci statüsü tespiti için nihai kararı bekleyen 100 İranlı sığınmacı ile yapılan bir anketi kapsar. Anket, bu yasal konular hakkında genel bir bilgi sunmayı amaçlamaktadır. İkinci kısım, farklı etnik ve dini kökenlerden, yani Azeriler, Farslar ve Kürtlerden oluşan sığınmacılarla, Türkiye’de göç ve sığınma talepleri üzerine yoğunlaşmayı amaçlayan 30 sığınmacı ile derinlemesine görüşmelerden oluşacak ve bu pozisyonlarının algılanış biçimlerindeki değişimi inceleyecektir. Yasadışı göçmen olarak Türkiye’ye girme anından Türk yetkililerin nihai kararının üçüncü bir ev sahibi ülkeye gönderilmesini beklemek için BMMYK’nın mülteci olarak tanınmasını sağlamak için önerilen projenin temel kaygısı, iltica ve göç politikaları ile ilgili yasalara aykırılık ve yasallık arasındaki ilişkiyi incelemek ve yasama önlemlerinin sığınmacıların deneyimine etkisini anlamaktır.

2008

Nüfus Bürosundaki Göç Edilen Arşivler (Göçmenler İçin Taşınabilir Kültürel Değeri Olan Belgeler)

Araştırmacı: Ayşe Nükhet Adıyeke

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi, Lozan Antlaşması’nın ekleri olarak 30 Ocak 1923’te imzalanmıştır. Sözleşme ve söz konusu ek maddeye göre, Türkiye’ye yerleşen Ortodoks Yunan Türk Vatandaşları ile Yunanistan’a yerleşen Müslüman Yunan Vatandaşları zorunlu karşılıklı değişime tabi tutulmuştur. Değişim, pek çok bilimsel araştırma açısından popüler bir konuydu, ancak arşiv belgeleri, resmi kayıtlar ve göç hakkındaki kayıtlara yeterince önem atfedilmemişti. Belgeler Vakıflar Genel Müdürlüğünde, İstanbul İlçe Müdürlüğünde kayıtlı olup Müslüman Cemaatine ait resmi kayıtlardan oluşmaktadır. Bu kayıtların toplanması, Yunanistan’daki saflaştırma sırasında verilen karma komisyon tarafından yönetildi. Resmi kayıtlar, Yunanistan’daki değişime tabi Müslüman Topluluğun yargı, sosyal, dini ve eğitim konularıyla ilgili belgelerdi. İlham verici olan Beş ciltten oluşan “Türk-Yunan Borsası”ndan kaynaklanan gelişmelere ilişkin kayıtların kataloğu” endeksidir. Yukarıda belirtilen kayıtlar bu endekste listelenmiştir. Öte yandan, 1924 yılına kadar Müslüman Türk toplumunun (şeriye sicilleri) kayıtları bu arşivin önemli kısımlarını oluşturur. Arşivde vaka kayıtları, evlilik kayıtları, emlak kayıtları, kassam kayıtları, ferağ ve intikal kayıtları gibi bölgesel belgeler (Girit, Selanik, Midilli) de bulunmaktadır. Bu kayıtlarda 17. yüzyıla ait kayıtlar bile bulunabilir. Arşivin en önemli kayıtlarından biri, tek tek kaydedilen göçmenlerin doğum kayıtlarıdır. Yunanistan’daki Müslüman Topluluğun vakıf kayıtları da arşivdeki kayıtlar arasında bulunacaktır. Selanik’te, Kavala’da, Girit’te, Dráma’da, Sakız Adası’nda, Siroz’da, Vodina’da, Vardar’da, Müslüman Vakıflarla ilgili birçok kayıt arşivin kayıtları vardır. Vakıf defterleri evkaf meclisi kararnamesinden, makbuz ve masraflardan ve günlük ücret tablolarından oluşur. Kayıtların zorlu belgeleri, Nüfus Değişimi sırasında yönetilen “Vakıf Kayıtlarının İyileştirilmesi”dir. Topluluk yönetiminden arınmaya yönelik talepler, vakıfların yeri, kategori ve değer ayrıntılı olarak gerçekleşmiştir. Diğer grup Topluluk Yönetim Kurulu’na ait kayıtlardan oluşur. Kayıtlara, kararname kayıtları, kararların özeti, gelen belge kayıtları, makbuz ve harcama kayıtları ve maaş kayıtları dahildir. Bunların dışında Müslüman okullarla ilgili kayıtlar, öğrenci sayısı ve ders materyalleri arşivde bulunmaktadır. Sonuç olarak, arşiv materyalleri, değişim sürecinin yeniden değerlendirilmesinde ve Yunanistan ve adalardaki Müslüman Topluluğun sosyal, kültürel ve ekonomik faaliyetlerinin önceden incelenmesinde önemli bir role sahip olacaktı. Arşivin benzersizliği, Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nin ve diğerlerinin verimsizliği yüzündendir. Göçmenlerin kayıtları araştırmacılar için çok önemli belgelerdir ve Müslüman Yunan Vatandaşlarının sosyo-ekonomik faaliyetleri hakkında faydalı bilgiler içermektedir. İstanbul İlçe Ofisi Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde yer alan sözü edilen kayıtları tespit etmek ve sınıflandırmak planlanmaktadır. Belgelerin içeriğini açığa çıkarmak ve kayıt konularında örnek almak da gündemdedir.

Son Otuz Yıl Boyunca Türkiye'de Kırsaldan Kente Göç: 1965-1970 ve 1995-2000

Araştırmacı: Ayşe Gedik

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Öet: Bu önerilen araştırmanın amacı, 1965-1970, 1975-1980, 1980-1985, 1985-1990 ve 1995-2000 yılları olmak üzere beş yıllık dönemler halinde son otuz yıl boyunca Türkiye’de kırsaldan kente göçü incelemektir. Beş yıllık dönem, betimsel istatistikler ve kırsaldan kente göçün ardındaki faktörleri araştıran çok değişkenli analizler halinde incelenecektir. Bu çalışmanın vurgusu, her dönemin ayrıntılı analizi temel alınarak dönemler arasındaki “değişiklikleri” keşfetmek, bulmak ve analiz etmek ve Türkiye’de son 30 yıldaki  kırsaldan kente göç “eğilimini” teorilerine bağlamak ve bu teorilere kırsal kesimden kentle olan ilişkilere yeni kavrayışlar getirmektir. Çalışmanın daha detaylı ayrıntılı mikro çalışmalar için bir çerçeve sağlayacağı düşünülmektedir. Verilerin kaynağı Nüfus Sayımı olacaktır. Olağan dışı durumlar için ve açıklamalar yapılmasında ihtiyaç duyulduğunda, Hacettepe Üniversitesi (Nüfus Etütleri Enstitüsü) verileri kullanılacaktır. Çalışmamız, “kırsal” açıdan, “kent” il merkezleri ve ilçe merkezleri açısından olacaktır ve ayrı ayrı analiz edilecektir.

Kozmopolitlik, Kent Kimliği ve Acil Yerinden Olma: İstanbul’daki ve Atina’daki Rum Ortodoks Cemiyeti

Araştırmacı: İlay Romain Örs

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Yerinden olmanın kimlik oluşturma süreçleri üzerindeki etkileri nelerdir? Topluluk, sert toplumsal dönüşüm dönemlerinde kendini nasıl tanımlamayı seçmiştir? Büyük olayların ardından kimlik ve tarih kavramlaştırmaları hangi yönde değişmiştir? Göç biçimi, yerinden olmuş bir kişinin diaspora deneyiminin doğasını nasıl şekillendirir? Bunlar, geçmişi ve geride bıraktıkları vatanlarının sosyal hafızasını yeniden inşa ettikleri ile nasıl ilişkilidir? Aynı topluluk içindeki göçmenler ve göç etmeyen kişiler farklı yerinden edilmişlerin toplu deneyimleriyle nasıl ilgilidirler? Bu soruları İstanbul Rum Ortodokslarının bakış açısından okumanızı öneriyorum. Çokkültürlü kentin en eski ve en kalıcı topluluklarından biri olan Rumlar, 20. yüzyıl boyunca en ciddi demografik değişikliği yaşadı. Küçük Asya’nın Rumları gibi hızlı göç alan diğer toplumlardan farklı olarak İstanbul Rum Ortodoks cemaati için yerlerinden edilme süreçleri göz ardı edildi, şehirlerini çeşitli nedenlerle ve farklı koşullar altında farklı dönemlerde terk etmek zorunda kaldılar. Bazıları şiddetli saldırılardan bir gece kaçtı, bazıları iki hafta içinde sınır dışı edildi, diğerleri yurt dışında daha iyi bir hayat beklentisiyle evlerini tedricen ve gönüllü olarak terk etti. İstanbul Rumları sadece başka bir göçmen, mülteci, tehcir, mübadele, azınlık veya diaspora üyesi değildir. Tarihteki şehrin ömrü ve deneyimlerinin karmaşıklığı göz önüne alındığında, bunların hiçbiri veya hepsi aynı anda değildir. Bu, onların genellenmesine sorun teşkil eden bir girişimde bulunurken, karşılaştırma amaçları için çalışmalarını daha da değerli kılar. Önerilen orijinal araştırma, Atina’da ikamet eden İstanbul rum cemaati diasporası ile ilgili tezi alan araştırmasını (2000-2004) güncelleyecek ve tamamlayacak olan İstanbul’da yaşamaya devam eden Rumlar üzerinde yoğunlaşacaktır. Ağ analizleri, karşılaştırmalı olay öyküleri, hayat hikayeleri, şecere çizelgeleri ve yarı yapılandırılmış karşılaşma görüşmeleri ile istatistiksel veri analizi gibi etnografik ve sözlü tarihsel yöntemlerin çeşitlilerini kullanarak yeni bulgular ışığında önceki bulgularımı yeniden değerlendireceğim. (1) Belirli bir yerinden olma olayının yaş, cinsiyet, sosyal statü, ideolojik konum ve ikamet yeri ile ilgili hatırlamasındaki farklılıklar, (2) Yunanistan ve Türkiye’de değişen politik çevrenin etkisi ve erinden edilmiş göçmenler ve göç etmeyenler tarafından yerinden edilmenin kavramlaştırılması, (3) yerinden olma özel kişisel deneyimlerimin Rum cemaatinin kendilik, Yunanlılar ve Türk algıları üzerindeki etkisi araştırılacaktır.

İzmir’deki Selanik ve Girit Göçmenlerinin Kimliği ve İzmir Kültürü Üzerine Düşünceler

Araştırmacı: Orhan Tekelioğlu

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Türkiye’nin üçüncü büyük metropol alanı olan İzmir, yüzlerce yıl göçle şekillenen zengin bir kültüre sahiptir. Bunlar içinde, Greko-Türk Savaşı ve 1923 Nüfus Değişimi’ne dayalı göç, önemli bir yer tutmaktadır, çünkü özellikle de başlangıçta Girit ve Selanik’te ikamet eden binlerce Türk İzmir’e göç etmiştir. Bu insanlar, üçüncü ve dördüncü nesiller üzerinde etkili olan İzmir kimliğine kendi kimliklerini eklemişlerdir. Önerilen araştırma, bugün İzmir’de yaşayan göçmenlerin ve torunlarının kültürel kimliklerine ışık tutmayı amaçlamaktadır.

"Ulusal Bölgedeki Ülkelerden Üstün Niteliğe Sahip Gayrimenkullere": Yabancı Emeklilik Göçünün Türkiye'deki Etkileri

Araştırmacı: Sezgi Durgun

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Bu araştırma önerisi Türkiye’deki emeklilik göçünü ve “bölgesel etkilerini” araştırmaktır. “Emeklilik göçü” olarak adlandırılan şey, İspanya, Fransa veya Yunanistan gibi tatil köyleri bölgelerinde emekli Avrupalıların ikinci evinde gelişimine dayanan bir hareket türüdür. Bu hareket genellikle küreselleşmenin ve yeni ulus ötesi yaşam biçimlerinin ortaya çıkardığı ürünlerden biri olarak düşünülür. Nihayetinde, ulusal ve yerel ekonomileri uluslararası emlak piyasasına entegre eden bir süreç olarak görülmektedir. Türkiye, yasal olarak gayrimenkul piyasasını yabancı alıcılara açtığı Haziran 2003’ten bu yana, 25.000’den fazla yabancının konut veya ticari kalkınma için arazi satın aldığı tahmin edilmektedir. Bazıları, emeklilik göçünün eski rotasını (İspanya, İtalya, Yunanistan ve Fransa) fiyatların çok daha makul olduğu kıyı bölgelerine doğru değiştiğini gösteren kanıt olarak görüyor. AB uyum reformlarının ilanından sonra, Türkiye’de ekonomik ve siyasal açılım süreci giderek daha fazla tartışılıyor. Bu bağlamda, görünüşte yeni emeklilik göçü yolu, “yabancılar için mülk satışı” konusundaki tartışmayı doğurdu ve Türk iç siyasetinde önemli siyasi yansımalar yarattı. 2003 kanunun Temmuz 2005’te iptal edilmesinden sonra, 6 aylık yasal belirsizlik döneminde, yabancı alıcılara odaklanan pazar durdu. Bununla birlikte, yerel Tapu Sicilleri yeni kanunları dikkate alarak başvuruları işleme devam ettiler. Bu konunun Türk kamuoyunda ve siyasi alanda tartışılması, bunun “ulusal mesele” olacağına işaret ediyor. Bazı komplike akıllar onu “güvenlik alarmı” olarak algılarlar. Yaygın endişe şu şekilde formüle edilebilir: Ulusal topraklarımız ulusüstü bir mülk haline geliyor mu? Yukarıdaki bağlamda, bu araştırma, “ikamet eden yabancılar” ın görüşünü ve yerel topluluğun görüşünü incelemek için bir saha araştırması yaparken, Türk kamuoyunda emeklilik göçünün politikleştirilmesini ve siyasi söylemi analiz edecektir. Göç, emeklilik turizmi ve ulusötesi alanla ilgili teorilerden esinlenerek yapılan bu araştırma, uluslararası insan hareketliliğinin yeni anlamalarını ve ulusal ölçekte bölgesel etkilerini aydınlatmaya çalışmaktadır. “Terra Nostra” ve “Kutsal bölge” biçimlerini alabilen ulusun çekirdeği olarak “uzay” ve mekânsal boyutu problemleştiren milliyetçilik teorilerini de ödünç alacaktır. Bu öneri, emeklilik göçünü Türkiye bağlamında ele alarak, konuyu iki perspektiften incelemeyi amaçlamaktadır: a) ulusal siyasal ve kamusal söylem (medya ve yayınlar) b) yerel söylemler ve deneyimler (yerel kaynaklar, sakinler ve yabancı sakinler).

2007

Göç Sistemi ve Evlilik Stratejileri: İç Anadolu'daki Bir Köyden Fransa'ya Göç Eden Türk Aileleri

Araştırmacı: Elif Aksaz

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Fransa’daki Türk göçmen nüfusun en önemli özelliklerinden biri hayatlarının kısıtlandığı bir yönündedir. Bununla birlikte, ‘düzenlenmiş evlilikler’ uygulaması nedeniyle medyada ve kamuoyu önünde büyük tartışmalarda yer almaktadırlar. Türk ailelerin bu yöntemleri kullanma eğilimine çok duyarlı olan ve finansal olarak FASILD (Ayrımcılığa Karşı Entegrasyon ve Mücadele Yardım ve Destekleme Fonu) tarafından desteklenen belirli dernekler, kadınlar için barınaklar yarattı. Bu uygulamayı İslami değerlere bağlılıklarının bir ifadesi olarak ve çocuklarının Fransız olarak görme korkusu olarak görüyorlar ve entegrasyon sürecinin durması gerektiğine inanıyorlar. Bu uygulamaların entegrasyon gerekçeleri üzerine incelenmesi, Fransa’daki Türk göçmen nüfusunun er ya da geç Fransız toplumunun önemli bir sorunu haline geleceği “istisna” olan hatalı bir davayı temsil ettiğini ortaya koymaktadır. Dahası, Türk göçmen kadınlar için yaşam koşulları özellikle endişe vericidir. Bu araştırma projesinin amacı, Fransa’daki Türk göçmen nüfuslarının bilinmeyen evrenini, kendi durumu hakkındaki algılarını ve uygulamalarının kendileri için anlamını analiz ederek incelemektir. Bu çalışma, Türkiye’de bir eşle birlikte düzenlenen evliliklerin, sadece kendi başına anlaşılamayan, dışarıdan görülebilen ve kabul eden toplum için şok edici, çok karmaşık bir sistemin parçası olduğu bir hipotezi önermektedir. Öncelikle, bu sistemin özelliklerinden biri çoklu yerleşim, yani göçe ve göç alanlarına aktörleri dahil etme kapasitesidir, evlilik ittifakları bu irtibatları mümkün kılan kurumlardan sadece biridir. İkincisi, Paris’in eteklerinde HLM (belediye daireleri) çeyreğinde yaşayan Türk kadınlarının (ev işleri, Kuzey Afrika kadınlarıyla olan ilişkiler, ziyaretler) günlük yaşam uygulamaları üzerine önceki bir araştırmanın önerdiği gibi, göçmen Türk kadınları görünmezdirler ancak çeyrek boyunca sosyal ilişkilerin düzenlenmesinde çok aktif rol oynamışlardır. Bu nedenle evrenin analizi bu sistemi incelemek için uygun bir yol olabilir.

Ülke İçi Yerinden Edilmiş Kürtlerin Geri Dönmesi ve Çatışma Sonrası Bölgeleri Yeniden Yapılandırılması: Yeni Safhada Katılımcılar Arasında Müzakereler

Araştırmacı: Ayşe Betül Çelik

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Bu proje, ülke içinde yerlerinden edilmiş (ÜİYOK) Kürtlerin dönüş göçünün kolaylaştırılmasında devlet, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşların oynadığı role bakmaktadır. Reform ve yeniden yapılanma konularını ele almaktadır. Geri dönen nüfusun, bu aktörler tarafından ele alınırken karşılaşabileceği problemleri analiz edecektir. Türkiye’de “Kürt Sorunu” un çatışma sonrası aşamasında ortaya çıkan yeni göç ile ilgili konular, Kürtlerin yerinden olma yolunu üreten yerlerde çatışma sonrası bir ortamı “barışçıl” hale getirme yönündeki resmi ve sivil çabalar ve bu konuların yukarıda sözü edilen taraflar tarafından ele alınma biçimi analiz edilecektir. Sosyoloji, siyaset bilimi ve çatışma çözümü gibi çeşitli sosyal bilimler disiplinlerinden gelen geniş bir literatürden yararlanarak önerilen araştırmanın amacı şudur: a) son zamanlardaki siyasi gelişmelerin etkileri ve ardından gelen dönüş göçünün etkilerini tanımlamak, B) devletin, yerel yönetimlerin, STK’ların ve uluslararası örgütlerin daha önce çatışma bölgelerinde reform yapma ve dönüş göçü sorunlarının üstesinden gelmede oynadığı rolü anlamak, C) bu aktörlerin sorunun doğası üzerinde nasıl müzakere kurdukları, paradigmaların bölgedeki reform şartlarını iyileştirme ve göç, kabul edilecek stratejiler ve üretilecek politikalar tanımlamaktır.

Türk Göçmenlerin Şemsiye Kuruluşları: Almanya ve Avusturya'da Göçmenlerin İddialarının Karşılaştırmalı Bir Analizi

Araştırmacı: Zeynep Sezgin

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Uluslararası göçmen sayısı inanılmaz miktara ulaştı ve 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana kompozisyon ve motivasyonda uluslararası göç daha karmaşık hale geldi. Sonuç olarak, ev sahibi toplumlarda “misafir işçiler” ve diğer göçmen gruplarıyla nasıl başa çıkılacağı üzerine halk mücadelesi, göçmenlik ülkelerinde hızla büyüyen çeşitlilik, ulusal kimlik ya da vatandaşlık ve çeşitlilik etiği gibi uzlaştırma sürecinden kaynaklanan sorunlar ve sorular, küreselleşme döneminde dünya çapında tartışılan sorunlar haline gelmiştir. Benzer şekilde, Almanya ve Avusturya’da, “konuklar” kalışının geçiciliği ve özellikle de okullarda ikinci nesil yabancının görünürlüğünün zayıflamasıyla “yabancılar meselesi” politik olarak kaçınılmaz hale gelmiştir. Yeni azınlığa yönelik politikaların soruları parlamento tartışmaları ve seçim kampanyalarının konusu haline geldiğinde, yasal akademisyenler ve sosyal bilimciler, temel meseleleri tanımlamak için siyasetçilere katıldılar. Bununla birlikte, son zamanlara kadar göç konusuna yönelik dikkatlerin artmasına rağmen, göçmen organizasyonlar ne Almanya’da, ne Avusturya’da sosyal aktörler olarak algılanmadılar. Onların kabul ettikleri takdirde, 1990lı yıllardan beri İslam örgütlerinde olduğu gibi toplumun iç güvenliğini tehdit eden bir unsur olarak görülme ihtimalleri vardır. 1960’lardan bu yana, göçmen topluluklar Almanya ve Avusturya’da çok sayıda ve çok çeşitli istikrarsız örgüt kurdular. Bu örgütler, vatandaşların gayriresmi toplumsal buluşmalarından gelişmiş işlevsel farklılaşmaya, siyasileştirmeye ve kutuplaşmaya ve örgütsel spektrumun çoğulluğuna kadar değişik dinamiklerde görülmüştür. Bu nedenle, bu araştırmanın özellikle Türk göçmen örgütlerinin gelişim dinamikleri ve Türk şemsiye örgütleri ile Türk/Alman/Avusturya hükümet bürokrasileri, kurumlar ve/veya siyasi partiler arasındaki ilişkiye odaklanmıştır. Ayrıca, Türk şemsiye örgütleri ile Türk/Alman/Avusturya hükümet bürokrasileri, kurumlar ve/veya siyasi partiler arasındaki temasların Almanya ve Avusturya’daki göçmenlerin entegrasyon sürecini nasıl değiştirdikleri tartışılacaktır.

Belçika'daki Türk Göçmen Gençler Arasında Değerler, Kültürlerarası İlişkiler ve Kültürleşme: Göçmen, Göç Veren ve Ev Sahibi Toplulukların Karşılaştırması

Araştırmacı: Derya Güngör

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Batı Avrupa’daki Türk göçmenleri ve aileleri üzerine yapılan araştırmalar, karşılıklı aile ilişkileri ve geleneklere uygunluk vurgulanarak kolektivistivizmin sosyalleşmesine işaret ediyor. Kültürel çeşitlilik çalışmaları sonucunda ortaya çıkan toplulukçu değerler, göçmen Türk gençler için uyarlanabilir, çünkü aile ve toplumdan sosyal desteği kolaylaştırır ancak özerkliğin gelişimine müdahale ettiğinden uygunsuz olabilirler. Dolayısıyla, öncüllerinin bağlamında fonksiyonel ve uyarlayıcı olan bazı değerler, göçmen gençlerin mevcut kültürel çevresi için işlevsel olmayabilir veya onların adapte olabilen değerlerini kaybetmiş olabilir. Göçte daha fazla ve daha az uyarlayıcı değerler arasında daha iyi ayrım yapmak için, kültürlerarası psikoloji literatüründe şu ana kadar belli belirsiz biçimde temsil edilmiş olan bireycilik ve kolektivizmin kavramsallaştırılmasını ve ölçülmesini hassaslaştırmak önemlidir. Bu amaçla, bu proje, bireyselciliğin ve kolektivizmin (Kağıtçıbaşı, 1997) kişisel ve bireysel (yani, göreceli ve normatif) anlamları arasında (a) Türk göçmenlerinin değerleri ve kültürelleşmesi arasındaki karşılıklı etkileşimi araştırmak, (b) Göçmenlerin değerlerini gönderen ve alan ülkelerden alınan örneklerle karşılaştırarak göçte değerin (katılıma) devamlılığını incelemek için ayrım yapmaktadır. Çalışmanın kavramsal çerçevesi, Kağıtçıbaşı’nın (1996) Aile Değişim Modeli’ne uygun olarak hazırlanmış olup, sosyoekonomik koşulların değişmesinde kültürel değerlerin değişimini açıklamaktadır. Çalışma örnekleri, Belçika’daki Türk göçmen ailelerin gençleri ve Türkiye ve Belçika’daki yerli nüfustan alınan örneklerdir.

İç Göçün Yerel Halkın Eğitim ve Çalışma Piyasası Sonuçları Üzerindeki Etkileri: Türk Kentlerinden Kanıtlar

Araştırmacı: Ali M. Berker,

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: İç göçün yerli ve göçmenlerin eğitim ve istihdam olanaklarını olumsuz etkilediği ölçüde, Türkiye’deki ciddi yoksulluk ve gelir eşitsizliğinin önemli bir belirleyicisidir. Bu nedenle, bu çalışmanın temel amacı 1990 ve 2000 Nüfus Sayımı ile Türkiye’de iç göç, iş gücü piyasası ve eğitim sonuçları arasındaki nedensel ilişkiyi incelemektir. Bunu başarmak için, iç göçün yyerel halkın istihdamı ve eğitim sonuçları üzerindeki nedensel etkilerini tahmin etmesi için şehirlerin yaşadığı yoğunluktaki farklılıkları kullanacağız. Dahili göçmenler, bireysel ve aile özelliklerine ve şehirlerin özelliklerine dayalı olarak kendilerini şehirlere ayırdıklarından, iç göçün istihdam ve eğitim sonuçlarına ilişkin nedenselliği tarafsız ve tutarlı tahminler almak zorlu bir görevdir. Bu kendini seçme yanlılıklarına karşı iki ekonometrik yaklaşım kullanılacaktır. Birincisi, ilk farklılıklar tahmin yöntemi, şehir içi özelliklerin zaman içinde değişmediğini varsayarak, iç göçmen oranındaki değişim ile yerel halkın sonuçlarındaki değişim arasındaki nedensel bir ilişkiyi incelemeyi sağlayacaktır. İlk farklılıklar tahmin yöntemi, şehir içi sabit etkileri kaldırabilir, böylece göçmen nüfus oranının etkisinin tarafsız tahminlerini sağlayabilir. İç göçmen oranı ile yerli halk arasındaki ilişkiyi araştırmak için, bu çalışma üç önemli istihdam sonucu üzerine odaklanacaktır: istihdam, işsizlik ve serbest meslek. Benzer şekilde, iç göçmen oranı ve eğitim yerlilerinin sonuçları arasında nedensel bir bağlantı kurmak için, yerel halk için beş eğitim sonucu üzerinde durulacaktır: okur-yazar, ilkokul mezuniyeti, orta okul mezuniyeti, lise mezuniyeti ve üniversite mezuniyeti. Belli bir şehirde iç göç yoğunluğunu ölçmek için, göç eden nüfusun yerel halka oranı hesaplanacaktır. Bu proje, bu çerçeveyi kullanarak, iki ana soruyu cevaplamayı amaçlamaktadır. Birincisi, iç göçlerle istihdam ve yerli göçmenlerin yanı sıra yerli halk için eğitim sonuçları arasında nedensel bir ilişki olup olmadığını inceleyecektir. İkincisi, iç göçün tahmini nedensel etkilerinin yerlilerin özelliklerine ve iç göçmenlerin özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini araştırmayı amaçlamaktadır.

Türkiye'de İç Göç Akımlarının Analizi: Göç Tahminlerinin Dolaylı Tekniğinin Nüfus Sayım Verilerine Uygulanması

Araştırmacı: Bengi Uğuz

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Bu çalışmanın amacı, iç göçü ölçmek için nüfus sayım verilerinden dolaylı teknikler kullanarak yeni iç göç deneyimini analiz etmektir. Bu çalışmanın bulgularının, Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından yapılan diğer doğrudan tahminlerle karşılaştırılabilir olması beklenmektedir. Ayrıca, karşılaştırılabilirlik diğer akademisyenler ve uzmanlar tarafından yapılan son çalışmalar için de geçerlidir. Çalışmanın sonucunda, bulguları doğrudan tahminde bulunma ve diğer çalışmaların diğer bulguları ile karşılaştırma yapılması, Türkiye’deki iç göçü analiz etmede dolaylı tekniklerin güvenilirliğini ve tutarlılığını ölçmeyi, ülkedeki göç bilgisinin kalitesinin ve detaylarının geliştirilmesini, Türkiye’de sayım verileri ile sorunlu noktaları verilere, dolaylı tekniklere ve önerilere dayanarak yorumlamayı planlamaktadır.  Analiz birimleri, Türkiye’de kentsel ve kırsal konutlar ile coğrafi alt bölgeler olarak tasarlanmıştır. Farklı akışlar için Türkiye’de iç göç eğilimleri ve yönlerinin tam bir resmini tanımlamasını ve göç oranlarını (yani kır-kır, kentsel-kırsal, vb.) tahmin etmeyi planlamaktadır. Bu çalışma, sayım verilerindeki yaş ve cinsiyet dağılımlarına dayalı hesaplamaları temel alan tanımlayıcı nicel bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Bununla birlikte, akışın yönü, göçün çekici yerleri ve kentleşmenin seviyesi hakkında bazı diğer sosyo-demografik bilgileri bulmak mümkün olacaktır. Dolayısıyla, araştırmada yapılan analizler, bir yerden bir başka yere taşınan kişilerin sayısıyla sınırlı olmakla birlikte, hareket nedenleri, sorunlar veya Türkiye’de sosyo-ekonomik değişimler hakkında yorum yapmak için bir fikir oluşturması beklenmektedir.

Tarım Politikasının Avrupalılaşmasının Tarımsal İşçiliğin İç Göç Dinamikleri Üzerine Etkileri

Araştırmacı: Nazan Albayrak

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Tarım, Türkiye’nin emek işçiliğinin en yoğun olduğu sektörlerden biridir. GSYİH içindeki payı zamanla azalmış olsa da, tarımla uğraşan kişilerin nüfusu GSYİH içindeki payı ile orantılı olarak azalmamıştır. Sektörde daha verimli üretimden arazi reformuna kadar tarımsal faaliyetlerdeki emek sayısının azaltılması için reform yapılması beklenen pek çok alan var. Öte yandan, AB müzakereleri başlamış ve orta vadeli bir gelecekte Türkiye’nin AB üyeliği beklenmektedir; buna bağlı olarak tarım sektörü reformu yakında başlayacaktır. AB’nin Ortak Tarım Politikası ve diğer tüm ilgili politikalar dikkate alındığında (bölgesel kalkınma politikası, çevre politikaları, sosyal politikalar), Türk Tarım Politikasının reformuyla tarımda emeğin azalması beklenebilir. Bu proje, Türk tarım politikasının avrupalılaşmasının tarımsal emeğin kırsaldan kentsel alanlara göç dinamikleri üzerindeki etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Tarım emekçileri ve çiftçilerin nüfusunda azalma beklendiğinden, bu insanların bir kısmının da kırsal alanlardan kente göç etmesi beklenmektedir. Bu varsayımlar henüz belli olmadığından, Polonya tarım reformu ve emek hareketleri üzerindeki etkisi bu araştırmaya örnek teşkil edecektir. Polonya deneyiminin ve hükümetin bu sorunu çözme yaklaşımlarının Türk tecrübelerini vurgulaması ve olası tarımsal emek göçü için pratik ve etkili çözümler sunması beklenmektedir. Polonya inceledikten sonra Türk hükümetinin gelecekteki umutları incelenecek ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın tarım emekçileri ve çiftçilerin göçü konusundaki projeleri, politikaları ve perspektifleri incelenecektir.

Kuzey Kıbrıs Türk Göçmenleri İçin Kimlik ve Vatandaşlık

Araştırmacı: Yılmaz Çolak

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Önerilen araştırma, Türk göçmenlerin Kuzey Kıbrıs’taki kendi sosyo-ekonomik, siyasi ve kültürel konumlarını, Kıbrıs Türk yerlileri ve KKTC hükümetine karşı tutumlarını ve Türkiye ile olan ilişkileri hakkındaki görüşlerini incelemeyi amaçlamakta, özellikle, kimlik algılamalarına ve vatandaşlık haklarının uygulamaları üzerinde yoğunlaşmaktadır. 1975 yılından sonra Kuzey Kıbrıs’a göç eden Türk göçmenler, toplam nüfusun dörtte birinden fazlasını oluşturmakta ve hem sosyal hem de siyasi dışlanmışlık çekmektedir. Düşük statüleri, toplumdaki sosyo-ekonomik konumlarının belirlenmesinde ana bileşendir. Burada önerilen temel araştırma sorusu: sosyo-ekonomik konumlarının KKTC vatandaşlığını ve Türk vatandaşlığını ya da kimliklerini algılamalarını ne derecede belirlediğidir. Bu anlamda bu çalışma, KKTC vatandaşlarının hem vatandaşlık haklarını kullanmalarını ve hem KKTC hem de Türkiye’den beklentilerini analiz edecektir. Hem misafir hem de anavatan ülkelere, önceki ve şimdiki yaşam biçimleri ile birlikte bağlılık duyguları araştırılacaktır. Alan çalışması ayrıca kimlik konularını da içerecektir.

2006

ABD’ye Beyin Göçü Hareketi

Araştırmacı: Şebnem K. Akçapar

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Oldukça yetenekli kişilerin aşırı beyin göçü, herhangi bir ülkenin entelektüel, akademik ve emek verimliliği için önemli bir olumsuz faktör oluşturmaktadır. Bu proje, Türkiye’den ABD’ye beyin göçünün dinamikleri ile ilgili mevcut literatürü dolduracaktır. Beyin kazanımı ile beyin göçü arasında denge yaratabilen çok yetenekli kişiler için bir göç politikası çerçevesi lehinde tartışacaktır. Niteliksel araştırma için antropolojik teorik çerçeve, hem ev sahibi hem de ülkede site gözlem ve analizi de dahil olmak üzere nicel araştırma ve verilerle desteklenecek ve böylece konunun incelenmesi için kapsamlı bir temel sağlanacaktır.

İstanbul'da Afrikalı Göçmenler: Demografik ve Kültürel Anket

Araştırmacı: Deniz Yükseker & Kelly T. Brewer

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Son 25 yılda, genellikle Batı Avrupa’ya ya sığınmacı ya da ekonomik göçmen olarak gitmekte olan, çeşitli Afrika ülkelerinden birkaç bin kişi kanunen veya yasadışı olarak Türkiye’ye girdi. Fakat bu olay, bazı gazetecilik hesaplarını kaydeden bilimsel araştırmadan büyük ölçüde kaçmıştı. Bu projenin amacı, (a) İstanbul’da Afrika göçmenlerinin demografik profilini çizmek, (b) Afrika ve Batı Avrupa arasındaki nüfus akışı çerçevesinde göç şekillerini bulmak ve (c) Afrika göçmenleri ve Türk vatandaşları arasındaki karşılaştırmaktır.

Belirsizlikte Entegrasyon: İstanbul'da Iraklı Afgan ve Mağrip Göçmenleri

Araştırmacı: Didem Danış

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Bu projenin amacı, İstanbul’daki düzensiz göçmenlerin “gayri resmi entegrasyon” modellerini analiz etmektir. Odak noktası, cesareti kıran alış politikalarının yerine geçmek için kullanılan sosyal ağların yanı sıra entegrasyon mekanizmalarıdır. Iraklı Afgan ve Mağrip göçmenleri göçmenlerinin istihdam ve konut erişimini incelemek için karşılaştırmalı bir yöntem uygulanacaktır. Grup profillerini göstermek ve göç geçmişlerini toplamak için yarı yapılandırılmış 140 yüz yüze görüşme gerçekleştirilecektir. Her bir göç nüfusunu açıklayan birkaç derinlemesine vaka incelemesi de üretilecek.

Kültür ve Göç: Göç Eden ve Göç Eden Olmayan Annelerin Uzun Vadeli Sosyal Uyum Hedeflerinin Karşılaştırılması

Araştırmacı: Bilge Yağmurlu

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Bu projenin amacı, Türk göçmen ve göçmen olmayan annelerin çocuk yetiştirme inançlarındaki grup farklılıklarını incelemektir. Araştırma, İstanbul’daki Türk anneler, Bochum’daki Alman anneler ve Türkiye’deki birinci ve ikinci nesil göçmen annelerle yapılacaktır. Almanya’daki Türk nüfusu, az gelişmiş bir azınlık nüfusudur. Bu çalışmada, annelerin ebeveynlik inançlarını incelemek için annelerin uzun vadeli sosyal uyum hedefleri üzerine derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Önerilen projenin temel amacı, göçmen olan ve göç etmeyen diğer annelerin uzun vadeli sosyal uyum hedeflerini karşılaştırmaktır.

Dördüncü Nesil Tükçe Konuşan Ortodoks Mültecilere Yönelik Bir Araştırma: "Karamanlis"

Araştırmacı: Renk Özdemir

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: 1923 Sözleşmesi sonucunda Yunanistan ve Türkiye arasında gerçekleşen mübadele, sadece nüfus büyüklüğü, alınan topluluklar üzerindeki sosyo-politik etki, aynı zamanda azınlık sorunları ve diğer bazı önemli tartışmalar hakkında da önemli tartışmalara neden olmaktadır. Bu projenin amacı, dördüncü nesil Karamanlis’in, Ortodoks Türkçe konuşan topluluk, entegrasyon seviyesi, dil kullanımı, evlilik kalıplarını, bugün Karamanlis’in kolektif anılarında kendi algıları, mübadele ve ötekinin imajı hakkında bir bakış sağlamayı amaçlamaktadır.

2000 Yılı Census Sonuçlarını Kullanarak Türkiye'de Uluslararası Göçün Boyutlarını İnceleme

Araştırmacı: Yadigar Coşkun

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Türkiye’de, uluslararası göç üzerine yapılan çalışmaların çoğu, genellikle akademisyenler veya araştırmacılar tarafından yapılan yerel veya küçük ölçekli araştırmalara dayanmaktadır. Ancak bu proje ile 2000 yılı nüfus sayımı sonuçlarını kullanarak uluslararası göçün sayısal özelliklerine dayanarak sonuç bulmayı amaçlamaktadır. Bu proje, Avrupa Birliği’ne istatistiksel adaptasyon çabalarının bir parçası olarak, genel olarak Türkiye için uluslararası göç eğilimlerinin ve bazı yönlerinin ötesinde, beş bölge arasındaki ve Devlet Planlama Teşkilatı ve Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından inşa edilen tüm İBBS (İstatistiki Bölge Birimlerinin İsimlendirilmesi) düzeyleri arasındaki farkları ortaya koyacaktır .

Dünya Kenti Berlin ve Kimlik Gözlükleri: Toplumsal Etkinlikler, Göçmenler ve Performans Politikası

Araştırmacı: Levent Soysal

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Proje, kamusal etkinliklerin değişen anlamı, oluşumu ve kimlik performansıyla ilgilidir. Berlin’in kamusal alanlardaki göçmen katılım modları misafir ve anavatan ülkeleri arasındaki  sosyal ve kültürel bağlantıyı ortaya koymaktadır. Türk göçmenleri için, bu kamusal etkinlikler , Berlin’in sosyal alanlarındaki (günlük) deneyimlerini organize etmede önemli bir yer tutmaktadır. Bu araştırma, kamusal etkinlikleri antropolojik analizlere tabi tutarak kimliğin sınırlarını bir kavram ve pratik olarak tasvir etmeyi ve şu anda “küresel” olarak düşünülen bir dünyadaki kültürel üretimdeki değişimleri ve sivil katılımı anlamayı amaçlamaktadır.

Yeni Uluslararası Göç ve Türkiye'deki Göçmen Kadınlar: Ev Hizmetlerinde Çalışan Moldovalılar

Araştırmacı: Selmin Kaşka

Fon sağlayıcı: MiReKoc

Özet: Uluslararası göç hareketlerinde göç veren bir ülke olarak bilinen Türkiye, son on yılda göç alan ve transit bir ülke haline gelmiştir. Bu araştırma, Türkiye’nin uluslararası göç konusundaki yeni deneyimlerine odaklanacaktır; başka bir deyişle, Türk hanelerinde evde çalışan Moldovalı düzensiz kadın göçmenler için Türkiye’yi ev sahibi ülke olarak inceleyecektir. Bu, Türkiye’deki göç çalışmalarında neredeyse araştırılmamış bir alandır. Bu araştırmanın metodolojisi mevcut istatistiksel veri toplanması, ilgili mevzuatın incelenmesi, medya incelemesi ve alan çalışması olacaktır.