Ortak Avrupa İltica Sistemi'nin değerlendirilmesi (CEASEVAL)

Araştırmacılar: Ahmet İçduygu, Damla B. Aksel

Fon Sağlayıcı: Horizon 2020 – Araştırma ve Kalkınma alanında Çerçeve Programı (2014-2020)

Özet: 2015’ten bu yana, Avrupa’ya doğru ve Avrupa’daki göç, AB sığınma ve göç sistemlerinde bir ‘stres’ yaratmıştır. Bu göç süreci, Ortak Avrupa İltica Sistemi (CEAS) ve ulusal sığınma sistemlerinin yeterliliğine meydan okurken, sınırların yeniden başlamasına yol açmış ve üye devletler arasındaki ve AB arasındaki dayanışmanın ve AB’nin komşu ülkelerle olan ilişkileri sorgulanmasına neden olmuştur. 2015 yılından bu yana Avrupa’da sözde “göç krizi” adı altında ağırlaşan süreçte CEAS’ın bariz hataları göz önüne alındığında, resmi kurumsal düzenlemenin ötesine geçen ve kapsamlı bir uyum analizi yapılması gerektiği ortaya çıkmaktadır. CEASEVAL, farklı kurumlar (AB kurumları, AB Üye Devletleri, AB üyesi olmayan devletler ve yerel kurumlar,  medya ve siyasi faaliyetlerin yanı sıra “düzensiz” göçmenler, sığınmacılar ve mülteciler) arasındaki eşgüdümlü eylemlerin başarı ve başarısızlığını açıklayabilecek faktörleri değerlendirmek için çok seviyeli bir yönetişim yaklaşımı uygulamayı planlamaktadır. 

Suriyeli sığınmacıların olumsuz önyargılarla başa çıkma stratejileri

Proje Yürütücüsü: Çetin Çelik

Fon Sağlayıcı: Koc Universitesi Seed Fund

Özet: Bu proje Suriyeli sığınmacıların Türkiye toplumuna sosyal ve yapısal uyumu ile ilgilidir. Suriye krizi ardından ortaya çıkan durumda, Türkiye dünyadaki en yüksek sığınmacıya sahip ülke konumuna gelmiştir. Suriyeli sığınmacılar ve Türkiye toplumu arasındaki etkileşim ve algılar çeşitli çalışmalara konu olmaktadır. Bu değerli çalışmalar şu ana dek genellikle Suriyeli sığınmacıların Türkiye toplumu tarafından nasıl algılandığına yönelik veriler ortaya koymuşlardır. Bu araştırma ise azınlık topluluğunun, Suriyeli sığınmacıların, kendileri hakkındaki algıları hissetme ve bunlara karşılık verme biçimlerine yoğunlaşmaktadır. Sığınmacı ve göçmen uyumu literatüründe azınlık grupların kendileri hakkında oluşan basmakalıp önyargılara, ayrımcılığa yönelik verdikleri tepkiler karşılaştıkları toplumun etnik
sırlarının ne kadar güçlü olduğuna ve azınlık/göçmen grupların kaynakları ile bağlantılıdır. Bu çalışma düşük ve yüksek sosyoekonomik kökenden Suriyeli sığınmacıların kendileri hakkında Türkiye toplumunda yaygın olan ön yargıları nasıl algıladıkları ve bunlara nasıl reaksiyon gösterdiklerini  incelemektedir.

Türkiye’de Kitlesel Sığınma Hareketleri Üzerine Devlet Politikaları: Bulgaristan (1989), Kuzey Irak (1991) ve Suriye (2011-2015) Örnekleri

Proje Yürütücüsü: Ahmet İçduygu

Fon Sağlayıcı: TUBITAK 1001 Programı

Özet: Ülkeleri içinde ya da sınırları aşacak şekilde göçe zorlanan insanların toplam sayısı, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek seviyeye ulaşmış durumdadır. Yerinden edilmiş yaklaşık 43 milyon kişinin 11 milyonunu uluslararası sınırları aşan mülteciler oluşturmaktadır. Bunun da ötesinde, bu mültecilerin büyük çoğunluğu, yaklaşık yüzde 86’sı, gelişmekte olan ülkelerde iskân edilmektedir. Kitle halindeki mülteci akınları devletlerin kapasitelerini zorlamasının yanı sıra, bu mülteci akınlarının üstesinden gelmekte yetersiz olan ulusal ve uluslararası yasal ve idari düzenlemelerdeki eksiklikler de dikkati çekmektedir. Dünyada mülteci akımlarından etkilenen onlarca ülke arasında bugün Türkiye, en çok mülteciye resmi olarak ev sahipliği yapan ülkedir. 2011 yılından itibaren Suriye’de iç savaşın başlaması ve Türkiye’nin cömert bir açık kapı politikası uygulaması ile 1.8 milyonun üzerinde Suriyeli mülteci, Türkiye’deki 22 kampta ve birçok il ve ilçe merkezinde yaşamaktadır. Hiç şüphesiz, bu Türkiye’nin kendi topraklarında karşılaştığı ilk kitlesel mülteci akını değildir. Bulgaristan’dan 1989 yılında yaklaşık 350 bin ve Kuzey Irak’tan 1991 yılında yaklaşık 500 bin mültecilerin Türkiye’ye sığınması, toplumsal hafızada derin bir yere sahiptir. Ancak bugüne kadar bu üç ana kitlesel göçün Türkiye’deki devlet politikaları çerçevesinde kapsamlı ve karşılaştırmalı bir analizi yapılmamıştır. Bu çalışmanın amacı, 1989’daki Bulgaristan’dan gelen Türklerin, 1991’de Iraklıların ve 2011’den bu yana Suriye’den devam eden kitlesel göçlerinin karşılaştırmalı bir analizini yapmaktır. Bu analiz, söz konusu üç göç hareket karşısında Türkiye’deki devlet politikalarının nasıl farklılaştığı ya da nasıl benzeştiği tezi etrafında biçimlenmektedir. Bulgaristan’dan kitlesel göç ile gelenlerin İskân Kanunu’na göre “Türk soyundan ve kültüründen” olmaları üzerine kurgulanması, Kuzey Irak göçüyle gelenler için geçici bir koruma sağlama ihtiyacının öne çıkması, öte yandan Suriye mülteci krizi karşısında Türk devletinin geçici bir koruma sağlamasıyla beraber entegrasyon konularının da gündeme gelmesi gibi farklılaşan olgular karşılaştırmanın odağında olacaktır. Bu karşılaştırma Türkiye’de son otuz yıl içinde değişen göç ve sığınma politikalarının dinamikleri ve mekanizmaları çerçevesinde yapılacaktır: ulus-devlet temelli ulusal ve global uygulamaların küreselleşmenin yaşandığı dönemde nasıl bir süreçle değiştiği ya da değişime direndiği sorusu bu karşılaştırma içinde tartışılacaktır.

Bu projenin özgünlüğü üç ana boyutta ele alınabilir: İlk olarak, kitlesel mülteci hareketlilikleri ve bu hareketliliklere verilen devlet düzeyindeki tepkiler üzerine karşılaştırmalı [Bulgaristan (1989), Kuzey Irak (1991), Suriye (2011–2015)] bir çalışma yapmak; ikinci olarak kitlesel göçler sırasındaki geçmiş tecrübe ve uygulamaları karşılaştırarak güncel Suriye mülteci krizi ve gelecekteki kitlesel göçleri ilgilendiren politika belirleme süreçlerine katkı sağlamak; son olarak ise, 1951 Cenevre Sözleşmesi’nin ve bu sözleşme temelindeki egemen ulusal ve uluslararası mevzuat içindeki kişisel mülteci statüsü belirleme sürecini merkeze alan anlayışının, günümüzde yaşadığımız kitlesel mülteci hareketleri karşısında yetersizliğini hukuksal, siyasal, toplumsal ve ekonomik yönleriyle irdelemek.

Sonuç olarak bu proje, Türkiye’de devletin, sözünü ettiğimiz üç kitlesel mülteci göçü sırasında sergilediği tutum, algılama ve uygulamaların benzerliklerini ve farklılıklarını saptamayı amaçlamaktadır. Bu amaç çerçevesinde araştırma, karşılaştırmalı metodolojik yaklaşıma uygun olarak dört farklı veri setinin analizini içerecektir: (1) Araştırmaya genel kuramsal ve ampirik bir çerçeve sağlamak amacıyla ikincil kaynaklar; (2) söylem analizi ile irdelenecek Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanakları; (3) seçilmiş gazetelerde yayınlanmış haber metinleri; (4) söz konusu göç hareketleri döneminde görev yapmış ilgili önemli devlet görevlileri ve uzmanlarla derinlemesine görüşmeler.

Türkiye’deki Suriyeli Gençlerin Entegrasyonu ve Refahı

Araştırmacılar: Ahmet İçduygu, Ayşen Üstübici, Ceren Topgül, Maissam Nimer, Onur Nezih Kuru

Fon sağlayıcı: TUBITAK ve  RCUK

Özet: Bu proje, Türkiye’deki Suriyeli gençlerin ihtiyaçlarını ve refah düzeylerini tespit etmeyi ve ‘misafir’ olarak nitelendirilen Suriyeli gençlerin Türkiye üzerinde bir yük olarak görülmesinden ziyade, onların Türkiye’nin kalkınma sürecine nasıl katkıda bulunabileceğini göstermeyi amaçlamaktadır. Projeye yaklaşımımız ise hem küresel, hem de tarihsel faktörler göz önünde bulundurularak şekillenmiştir. Bu araştırma, içinde bulunduğumuz dönem içerisinde Suriye kaynaklı kitlesel göçle yüz yüze kalan Türkiye’de, yakın geçmişteki tecrübelerden hareketle ne gibi gerekli derslerin çıkarıldığı, ve ne tür engel ve zorluklarla karşılaşıldığını resmederek; hem Avrupa Birliği, hem de uluslararası arenada sorumluluk paylaşımı ve dayanışma gösterilmesi hususunda, etkili politika tavsiyelerinin sağlanmasını hedeflemektedir. Bu şekilde bir durum tespit analizinin yapılması, bizi Suriyeli gençlerin refahını arttıracak entegrasyon uygulamaları için yerel ve kültürel faktörlerin gözetildiği özgün politika önerileri konusunda  düşünmeye sevk edecektir.

Bu proje, Suriyeli gençlerin entegrasyonu hususunda kısa vadeli, orta vadeli ve uzun vadeli planların yapılmasını amaçlamaktadır. Devlet kurumları, sivil toplum örgütleri ve kuruluşları ile işbirliğinde bulunarak, araştırmanın sonuçlarını erken ve devamlı bilgilendirme yoluyla, ivedi müdahalelerde bulunulması hedeflenmektedir. Orta vadede üretilebilecek politikalar konusunda ise, hem ulusal, hem de Avrupa Birliği ve küresel çerçevede çalıştaylar düzenleyerek, politika tavsiyelerinin sağlanması amaçlanmaktadır. Buna ek olarak, orta vadeli müdahaleler mültecileri barındıran komşu ülkelerdeki sivil toplum örgütleri ve üniversiteler ile işbirliğini de kapsamaktadır. Aynı zamanda, orta vadeli müdahaleler hem Avrupa Birliği, hem de Birleşmiş Milletler’deki politika yapıcılar için politika bilgilendirmelerini de içermektedir. Projenin diğer bir ayağı olan uzun vadeli müdahaleler konusunda, Avrupa’nın önde gelen AB çalışmaları araştırma merkezlerinden birisi olan LSE Avrupa Enstitüsü ve Küresel Meseleler Enstitüsü (Institute for Global Affairs) kolaylaştırıcı rolünü üstlenecektir.  Küresel Meseleler Enstitüsü BM Genel Sekreterliğinden Göç özel temsilcisi, Peter Sutherland ‘in tavsiye alan  Küresel Göç İnsiyatifi programını yakın zamanda başlatmıştır.

Local-Integ: Mülteciler ve Yerel Entegrasyon

Proje yöneticisi: Ayşen Üstübici

Araştırmacı: Ezgi Likya İrgil

Fon sağlayıcı: Koç Üniversitesi Seed Fund

Özet: Bu proje göçmen ve sığınmacıların yerel uyumu ile ilgilidir. Suriye krizi sonrasında ortaya çıkan durum sonrası, Türkiye dünyadaki en yüksek sığınmacıya sahip ülke konumuna gelmiştir. Yeni gelen sığınmacıların buraya yerleşme ihtimallerinin göz önünde bulundurulması ile uyum yavaş yavaş Türkiye’de yasa yapımına girmiştir. Daha önce yapılan politika odaklı ve konuyu makro açıdan ele alan ve AB-Türkiye sınır güvenliğine odaklanan araştırmalardan farklı olarak, bu araştırma yerel uyum politikalarına, uygulamalarına ve örneklerine odaklanacak ve bunları inceleyecektir. Bu araştırma önerisi göçmen katılımı ve zorunlu göç literatürünü İstanbul’daki göçmen ve sığınmacı toplulukların yerel uyumu sorusuna odaklanarak bir araya getirmektedir. Bu önerinin ampirik araştırma kısmı yerel yönetimlerin (kaymakamlar, belediyeler, yerel sivil toplum) Suriyeli sığınmacıların ve diğer göçmen ve sığınmacı grupların gelmesiyle ulusal alanda somut uyum politikalarının eksikliğinde nasıl karşıladığını ve yanıt verdiğini ortaya çıkaracaktır. Politika dokümanlarının ve uzman görüşmelerinin içerik incelemesi yöntemiyle, araştırma uyum konularının öncelikle hizmet sağlamak, haklara erişim ve ulaşım ve yeni gelenlerin sosyoekonomik hayata dâhil edilmesinin mümkün olup olmadığı ve ne kadara kadar mümkün olduğunu analiz edecektir. Buna bağlı olarak, odak grup çalışmaları, yeni gelen göçmen ve sığınmacı topluluklarının yerleşmiş mahalle sakinleriyle olan uyum deneyimlerini yerel düzeyde temel haklara ve hizmetlere erişimleri resmi ve gayri resmi katılım mekanizmaları ortaya çıkarmayı hedefler. Hizmet sunanların kendilerini ortaya çıkan uyum, haklar, sosyal adalet bağlamında nasıl konumlandırdıkları değerlendirilecektir. Bu ampirik araştırma İstanbul’daki iki belediyeyi karşılaştıracaktır. Yerel uyuma odaklanmak sosyal bağlar ve sosyal adalet ile ilgili soruları daha geniş bir çerçevede yanıtlama olanağı sunacak bir durum örneği ortaya çıkaracaktır.

Dünyada mülteci hareketliliğinin büyük oranda, gelişmekte olan ülkeler arasında gerçekleştiği bilinmektedir.  Güney’den Güney’e olan mülteci hareketliliğin sosyal ve siyasi sonuçları daha az tartışılan bir konudur. Bu alandaki çalışmalar yok denecek kadar azdır. Bu anlamda, entegrasyon, sosyal adalet, yönetişim gibi kavramların eleştirel bir analizi yapılarak, entegrasyon literatürü, mülteci politikaları ile beraber incelenecektir. Göç politikaları genelde devlet merkezli bir perspektiften incelenmiştir. Bu proje sadece var olan politikaları değil bu politikaların uygulanmasında yerel yönetimlerin, servis sağlayıcıların, göçmen / mülteci ve vatandaşların tutum ve pratiklerini karşılaştırmalı şekilde inceleyecektir. Göçmenlerin ve sığınmacıların uyumu ile ilgili Türkiye’deki yerel kurum ve kuruluşlara öneriler sunacaktır.

Zorunlu Göç Kaynak Merkezi (FMRC)

Araştırmacılar: Eleni Diker, Damla B. Aksel, Lara Savenije

Özet: Zorunlu Göç Kaynak Merkezi (FMRC), Türkiye ve bölgedeki Suriyeli mültecilerin durumuyla ilgili güvenilir ve doğru kaynakların bir araya getirilmesini sağlayan çevrim içi bir platformdur. Merkez, zorunlu göç ve sığınma ile ilgili konularda bilgi isteyen, araştırmacıların, üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin, uluslararası örgütlerin, politika yapıcıların ve yerinden olmuş kişilerin herkese çevrim içi ve ücretsiz erişim imkânı sağlıyor. FMRC’nin birincil amacı, bu alanda çalışan tüm aktörlerin araştırma kapasitelerini arttırmak ve zorunlu göç konusunu ele alan sivil toplum, akademik ve uluslararası örgütler arasındaki kurumlar arası iletişimi artırmaktır. Aynı zamanda bilgi kirliliğini önlemeyi ve sahadaki bilgilerin aşırı yüklenmesini de düzenlemeyi amaçlar.

Hareket Halindeki Refah: Hareketlilik Çağında Avrupa Refah Sistemleri (Norface Projesi)

Araştırmacılar: Ayşen Üstübici, Eirini Giannarakis, Ezgi Likya İrgil

Özet: Mobile Welfare (Hareket Halindeki Refah), Avrupa ülkelerinde yaşayan insanların sosyal yardım düzenlemeleri ile birlikte göç kararları ve deneyimlerini araştıran uluslararası bir araştırma projesidir. Hollanda, İngiltere, Polonya, Portekiz, İspanya ve Türkiye ülkelerinden araştırma ekipleri projeyi sürdürmektedirler. Mobile Welfare projesi, kendi odak noktaları ve yaklaşımları olan üç öğeden oluşmaktadır. Birinci öğe, Avrupa’daki hareketlilik modelleri ve refah düzenlemeleri arasında herhangi bir bağlantı olup olmadığını araştırmaktadır. Bunun için, niceliksel veriler kullanılmaktadır. İkinci öğe, insanların şu anda ve daha önce yaşadıkları ülkelerdeki refah düzenlemeleri hakkındaki görüşlerini inceler. Bunun için, hem projeye dahil olan altı ülkeden gelen göçmenlerle, hem de hiç göç etmemiş veya yurtdışında yaşadıktan sonra menşe ülkelerine geri dönen insanlarla görüşmeler yapılmaktadır.  Son olarak üçüncü öğe olarak, yasaların,  insanların uluslararası hareketine ve Avrupa’daki sosyal yardım düzenlemelerine olan etkisi araştırılmaktadır. Mobile Welfare Projesi 2015-2018 yılları arasında üç sene boyunca sürecektir ve Norface (Avrupa’daki araştırma kurumları arasındaki bir işbirliği) tarafından fonlanmaktadır.  Türkiye, Norface üyesi olmadığından MiReKoc iştirakçi olarak proje katılmakta ve proje merkezin kendi kaynaklarından fonlanmaktadır.

Websitesi

Toplumsal Sınıfın Eğitim Başarısına Etkisi: Aile Okul İlişkileri

Proje yöneticisi: Çetin Çelik

Fon Sağlayıcı: TUBITAK

Özet: Bu proje nesiller boyunca eğitim eşitsizliğinin yeniden üretilmesi üzerine odaklanmaktadır. Anne-babalık eğitimi, meslek statüsü, gelir ve göç etiği gibi sosyo-ekonomik arka plan özelliklerinin öğrencilerin üç farklı okuldaki akademik başarısını süreç içinde zaman içinde nasıl etkilediğini anlamayı amaçlıyor. Proje Bourdieus sosyal sermaye yaklaşımını kullanıyor ve gayri resmi ebeveyn ağı yapısı vasıtasıyla sosyal sınıf ile eğitim başarısı arasındaki ilişkiyi anlamayı amaçlıyor.

Avrupa’da Genç Emeğinin Stratejik Dönemleri (STYLE)

Araştırmacı: Çetin Çelik

Fon Sağlayıcı: European Union 7th Framework for Research

Özet: Bu proje Avrupa’da gençlerin istihdamını etkileyen engelleri ve fırsatları incelemeyi amaçlamaktadır. Proje, 25 Avrupa ülkesinden araştırmacıları, uluslararası danışmanlık ağı, yerel danışma kurullarını, işveren, sendika, politika yapıcı ve STK’ları içeriyor. Özellikle, gençlerin tipik refah devleti modellerinde işgücü piyasasına geçiş modellerini karşılaştırmaktadır. Proje, odağında, okuldaki dezavantajlılığın potansiyel boyutlarını incelemek ve göç, cinsiyet ve sosyal sınıf gibi işgücü piyasasına geçişte amacına sahiptir.

Websitesi